Sabah hazırlanıyorum, haberleri açıyorum, saat 07.00. Siyasetçiler çocuk gibi birbirine laf sokuyor. Kapatıyorum. Dışarıya çıkıyorum 2 adım yürüyorum, hastaneye işe gideceğim, sokak köpeklerinin saldırısına uğruyorum. Kovalayan köpeklerden güç bela sıyrılarak zifiri karanlıkta hastaneye geliyorum. Bakanlığın baskısı sebebiyle 2 dakikada hasta muayene etmeye çalışıyorum. Tabi adını bile sormaya yetmiyor süre. Bir sürü kişi tatmin olmuyor, ben de tatmin olmuyorum, tanı koymak iyileştirmek imkansız, canım sıkılıyor. Acilden telefonum çalıyor, acildeki bir hastayı danışıyorlar. Yapılması gerekenleri anlatıyorum. Telefonda olduğum için kapıda kavga çıkıyor. Bir iki kişi doktorları dövmek gerekiyor gibi yorumlar yapıyor, aldırış etmiyorum. Bir çocuk karaciğerinde kist çıkmış, sokak köpeklerinden bulaşıyor. Onlara bunun köpekten bulaştığını anlatıyorum. Çocuğu servise yatırıyorum, yatmak istemiyorlar. O zaman ölüm dahil tüm riskleri kabul eden bir imza atın diyorum. Ölümü niye kabul edeyim diyerek bağırıyor. Sakinliğimi koruyorum. Eve geliyorum, geçtiğimiz ay tuttuğum nöbetlerin parası yatmamış, mutemeti arıyorum, hastanede para yok diyor. Kapanış. |
Bildirim