Şimdi Ara

İlk seri üretim yerli Willy Jeep imizin öyküsü

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
11
Cevap
1
Favori
4.554
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
3 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Yıllar sonra, 1988’de, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri ortak projesi harekete geçirildi. Tuzla’da, “Askeri Jeep (jip) Üretimi”… Ve Tuzla Jeep Fabrikası, 1990’da seri üretime geçti. 15 yıldan fazla sürede, yerli 13 bin kadar askeri jip üretti, çeşit çeşit; her ihtiyacı karşılayan… Sonra, 2006’da, üretim durduruldu, hiçbir açıklama yapılmadan!.. “İhtiyaç yok” denildi. Artık ihtiyaçlar daha pahalıya gelen ithal araçlarla gideriliyor… Tuzla üretimi askeri araçlar halen TSK’da kullanılıyor. Bu üretimlerin ayrıntıları, “askeri proje” olması nedeniyle saydamlıktan uzak tutuldu. Üretimin neden durdurulduğunu değil kamuoyu ve basın; projede görev alan askeri ve sivil uzmanlar dahi anlayamadı, açıklayamadı. Tuzla’da Jeep’lerin üretildiği fabrika, 1954 yılında, “Türk Willys Overland” adıyla kurulmuştu. Türkiye’nin ilk otomotiv fabrikası sayılan bu yerde, ABD’den getirilen parçalar yerli parçalarla montajlanarak sivil ve askerî amaçlı Jeep, kamyonet üretiliyordu. Fabrika daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne devredildi. 1986 yılından itibaren ‘T Model’ adıyla jiplerin yerlileştirilmesi çalışmalarına geçildi. 1990’lı yıllarda da yüzde yüz yerli GT ve GTD Model olarak askerî jip üretimine başlandı. Araçlara ait marka tescili, 1995’te Türk Patent Enstitüsü tarafından ‘Tuzla 1013’ adı ve ‘T’ logosuyla yapıldı. Ayrıca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü’nden araç tip onay belgeleri alınarak, ihracat için gerekli şartlar elde edildi.
    NE OLDU ? NEDEN OLDU?
    “Tuzla Jeep Fabrikası’nda üretime neden son verildi?” sorusunu, bu işin içinde olan kime sorarsak soralım, yüzlerinde anlamlı, hüzünlü bir ifade gördük. Yanıt hep aynı: “Bilmiyorum. Anlamadım.” Ama sanki biliyorlar, anlıyorlar da söyleyemiyorlar gibi… Bu konuda, en açık konuşan ve bilgilendiren isim, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Güçlü. Kendisi, Tuzla Fabrikası’nda yerli jip üreten ekibin içinde yıllarca görev üstlenmiş bir mühendis ve akademisyen… “Neler oldu? Neden oldu? Tuzla Jeep Fabrikası’nın yerli üretimi neden durduruldu?” sorusuna yanıt verirken, “Bu konuyu yetkililer de bilmiyor. Yanıtı ancak üst düzey makam ve yetkililer verebilir, onlara sormak lazım. Ordu’nun bir konsept değişikliği yapacağı, imalat sektöründen çıkacağı, farklı bir konsepte gireceği şeklinde bir düşünce ifade ediliyordu. Bu fabrikada üretimin durdurulacağı, hatta fabrikanın kapatılacağı zaten sürekli konuşulan bir şeydi. Birileri bu işten memnunken, birileri de rahatsız olmuş olabilir” diyerek söze başlayan Prof. Güçlü şöyle devam ediyor: “İmalat kolay iş değil. Yatırım, risk gerektirir. Herkes bunu göze alamıyor. Çoğu sanayici bundan kaçınıyor, ithalat kolaya geliyor. TSK da bugün ithal ediyor… Bizim yapmaya, gerçekleştirmeye çalıştığımız; yerli olarak ürettiğimiz ama her seferinde içeriden ve dışarıdan önümüzün kesildiği onlarca proje var. Devrim arabaları bir örnek… Benzin unutuldu diye proje iptal edilir mi? Buna kim inanır? Türkiye uçak yapıp Hollanda’ya ihraç ettiği zaman da proje durduruldu. Dış güçler engel oluyor ama tabii içerden de onlara destek olanlar çıkıyor.”
    “Tuzla Fabrikası, Türkiye’nin yerli malı ilk seri üretim otomotiv fabrikasıdır. Burada 4 x 4 yerli askeri arazi araçları üretildi, 15 farklı model… Komutan aracı, personel aracı, mobil silah araçları, ambülans… Ben kesin cümlelerle şunu ifade edeyim: Bu projede geldiğimiz noktada ürettiğimiz araçlar, teknolojik açıdan, yurtdışından ithal edilen araçlardan çok daha üstündü. İthal taşıtların tırmanamadığı eğime bizimkiler tırmanır…”
    SORUŞTURMA İHTİYACI
    Türkiye’nin ilk ulusal yer gözlem uydusu Göktürk-2 projesinde de yer alan Prof. Dr. Rahmi Güçlü, 2006 sürecini “üzücü bir nokta” olarak nitelendirirken ve “Yetkililer tarafından araştırılması, niye böyle olduğunun soruşturulması, sorgulanması gerekir” derken, mevcut sistem ve altyapının farklı bir açıdan ele alınabileceği, üretime tekrar başlanabileceği mesajını veriyor: “Bugün milli uydumuz Göktürk-2’nin üretilmesi ne kadar önemliyse, 1990’lı yıllarda yerli bir askeri araç tasarlamak ve üretmek de o kadar önemliydi, bugün de halen çok önemli. Bu projenin kahramanları var: Ben o zamanlar Yıldız Teknik Üniversitesi Araştırma Görevlisi olarak ekipteydim. Bir avuç Türk mühendisin ve komutanın örnek gösterilecek başarısıdır bu. Ders kitaplarına, tarihe not düşülecek bir konudur. TSK açısından stratejik önemi çok büyük bir proje ve üretimdi. Ben inanıyorum ki bugün bile böyle bir yerli üretim olanak ve teknolojisine sahip fabrika pek yoktur. O tarihte vites kutusu hataları, orada kurduğumuz deney setiyle tespit edilebiliyor ve böylece tüm vites kutusu hatalı diye çöpe atılmıyordu. Her ihtiyaç ya fabrikada üretildi veya iç piyasadan temin edildi. Üretilen araçların maliyeti, ithal edilenlerin maliyetinin çok altındaydı.”
    İRADE MESELESİ
    “Yurtdışına, ithalata harcanan paranın çok daha az bir bölümü bu projenin yürütülmesine ve geliştirilmesine harcansaydı bugün dünya markası jiplerimiz olurdu” diyen Prof. Rahmi Güçlü şöyle konuşuyor: “Böyle bir kabiliyet var, böyle bir başarı yakalanmış. Memleketi, ulusal çıkarları düşünen komutanların başlattığı bir proje… İrade meselesi… Bu araçları tatbikatlarda gören, satın almak isteyen İran, Pakistan gibi ülkeler oldu. O dönemde mevzuat elvermedi. Üretim devam etseydi, sivil ihtiyaçlara yönelik talepler de karşılanabilirdi. Üretim durduruldu ama fabrika yerinde… Parça üretiliyor, mevcut askeri araçlara lojistik destek sürüyor. Orası daha verimli hale nasıl gelir, imalat yapılabilir mi, gözden geçirmek lazım. İnsanımız çalışkandır, beyin gücümüz de var. İrade ve teşvik gerekiyor. Bu ülkenin başaramayacağı hiçbir şey yok. Tuzla Jeep Fabrikası’nda Jeep üretiminin durdurulması, ülkemize yapılan en büyük kötülüklerden biri olup soruşturulması gereken bir husustur.”
    GİZLİ KALAN BAŞARI
    “Ülkemizde, Tuzla’da üretilmiş askeri jiplere ilişkin başarı gizli kalmıştır. Türkiye’de yerli araba üretimi denilince, ilk akla gelen Devrim otomobilleridir. Daha sonra da, Anadol’ların kısa macerası hatırlanır. Devlet yetkililerimiz dahil birçok kişi yerli otomobil yapacak babayiğitler aramaktadır. Ne yazık ki bu araçları üretmiş babayiğitleri bilen yok” diyen Prof. Güçlü şöyle devam ediyor: “Oysa, Türkiye’de, 1988-2006 yılları arasında, YTÜ işbirliğiyle, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1013. Ordu Donatım Ana Tamir (Tuzla Askeri Jip) Fabrikası’nda “Tuzla 1013” markasıyla on bin’in üzerinde yerli askeri jip tasarlanmış ve seri olarak üretilmiştir. Yani bu jip projesinin yönetimi, tasarımı ve imalatı tamamen ülkemize aittir. Türkiye için övünç kaynağı olan bu başarı hikayesini, ne yazık ki Ordumuzun içerisindeki küçük bir grubun ve otomotiv sektöründeki bazı duayenlerin dışında kimse bilmemektedir. Daha da acısı, bu yerli jiplerin üretimi 2006 yılında anlaşılmaz bir şekilde durdurulmuştur. Dolayısıyla, ‘Yerli araç üretemiyoruz’ iddiaları yanlıştır.” “Bu askeri jiplerin geliştirilmesi projesinde üniversite-sanayi işbirliği kapsamında görev aldım. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde, 10 binden fazla yerli askeri jip ve mobil silah yer alıyor; hâlâ kullanılmakta olan bu araçları kışlalarda ya da törenlerde görebilirsiniz. Bugüne kadar bu jiplerin kamuoyu tarafından bilinmemesi, askeri bir proje olmasından kaynaklanıyor.” “Hem yerli araç olarak, hem de üzerine yerleştirilen farklı silah platformlarıyla mobil silah olarak, askeri açıdan büyük stratejik öneme sahip Tuzla jiplerinin başarısı ve kalitesi, gerçekleştirilen testlerle ve yapılan bilimsel çalışmalarla kanıtlandı. Yurtdışından ithal edilen emsal araca göre teknik açı- dan daha üstün ve çok daha ucuza mal olmasına rağmen, üretimin neden durdurulduğunun yetkili makamlarca araştırılması gerekiyor.” 15
    FARKLI MODEL
    Bu askeri jiplerin ve mobil silah platformlarının geliştirilmesi projelerinde, Fabrikanın komutanlarından Tuğgeneral Rumi Özyalçın, mühendislerden Albay Sabahattin Ergönenç, Bnb. Hamdi Akgül, Yzb. Tevfik Zengin, Yzb. Mevlüt Yerlikaya, Yzb. Süleyman Yangınlar, birçok subay, astsubay ve sivil personel ile YTÜ’den Prof. Necati Tahralı öncülüğünde, kendisiyle birlikte, YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Prof. Dr. Ahmet Topuz, Prof. İrfan Yavaşlıol ve Makina Müh. Bölümü’nden bazı öğretim elemanlarının yer aldığını ve halen hayatta olduklarını belirten Prof. Dr. Rahmi Güçlü, asker ve sivil Türk mühendislerin başarılarıyla, 15 farklı model yerli askeri aracın üretildiğini vurguluyor. Özellikle, Tuzla 1013 markalı GT Model Jip’in vites kutusuyla ilgili çalışmaların kendi doktora tezi konusu olduğunu, süspansiyon sistemiyle ilgili çalışmaların da Prof.Dr. İsmail Yüksek’in doktora tez konusu olduğunu ifade eden Güçlü, “Devrim arabasının başına gelenlerin Tuzla askeri jiplerinin de başına geldiğini ve aynı kaderin yaşandığını” belirtiyor. Tuzla Askeri Jiplerini Geliştirme Projesi’nde, motor dahil tüm parçaların Türkiye’de üretildiği, özellikle vites kutusu, arazi dişlileri, diferansiyel mekanizması, şaftları ve diğer aktarma organları, şasi, kaporta, iç ve dış tüm aksamın K.K.K. 1013. Ordu Donatım Ana Tamir Fabrikası’nda yerli olarak üretildiği belirtiliyor.
    Prof. Güçlü, “3, 4 ve 5 vitesli bu araçlar, sadece komuta kontrol aracı olarak değil, savunmaya yönelik silahlı mobil araç haline dönüştürülerek, üzerine havanlar, tanksavarlar ve çeşitli tip silahlar yerleştirilerek de kullanılmıştır. Bunlarla birlikte, bu araçlara radar sistemleri ve haberleşme amaçlı sistemler de monte edilmiştir. Bu araçlar, şasileri büyütülerek, personel taşıyıcı, ambulans ve cenaze araçları olarak da tasarlanmış ve üretilmiştir. Bu tip araçlar, Ordumuzun talebine göre üretilerek hem ihtiyaç karşılanmaya, hem de yurt dışına bağımlı olmaktan kurtulmaya çalışılmıştır” diyor.
    MALİYET
    Prof.Dr. Rahmi Güçlü, “Yurtdışından ithal edilen araçlarla, Tuzla 1013 markası ile üretilen araçlar arasında bir karşılaştırma yapıldığında, Türkiye’de teknik özellikleri ve kabiliyetleri açısından çok daha üstün bir araç üretildiği görüldü. Bu araçların maliyeti, ithal edilen araçların maliyetinin, modeline göre, yaklaşık dörtte biri veya beşte biriydi. Büyük bir tasarruf sağlanmıştı. Bu jiplerle ilgili yapılan projelerin ve testlerin sonuçları, gerek üniversitede hazırlanan lisansüstü tezleriyle, gerekse Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde, bilimsel konferanslarda ve basın yayın organlarında yayımlanan makale ve yazılarla belgelendi. Bu bilgi ve belgeler, Tuzla Askeri Jip Fabrikası’nda mevcuttur” diyor ve ekliyor: “Benzin konulmasının unutulduğu söylenerek yapımı durdurulan Devrim arabalarına niçin daha sonra benzin konularak çalıştırılmadığını milletçe anlayamadığımız gibi, binlerce adet üretilen Tuzla askeri jiplerinin üretiminin durdurulmuş olmasını da anlayabilmiş değiliz. Bugün farklı bir isim (K.K. Lojistik Komutanlığı 7. Bakım Merkezi Komutanlığı Fabrikası) ve işlevle çalışmakta olan bu askeri fabrikada, o günün şartlarında bir avuç azimli ve vatansever insanın her türlü riski göze alarak elde ettiği, bu içimizi burkan başarı hikayesi, tarih ve ders kitaplarına girecek ve gençlere örnek gösterilecek kadar önemlidir. Devrim Arabası’nın filmini sinemada içimizi burkarak seyretmiştik ama bu fabrikada içimizi binlerce kez burkacak ve çok sayıda film yapılabilecek gerçek hikayeler mevcuttur. Bu fabrikada var olan yüzde yüz yerli askeri araç ve mobil silah üretimi yeteneğimizi kaybederek yeniden yurtdışına bağımlı hale gelmemiz, ülkemiz adına çok büyük bir kayıptır.” Fabrikanın Milli Savunma Bakanlığı ya da Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nca ele alınıp, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na devredilmesinin ya da TSK Güçlendirme Vakfı’nın TUSAŞ ve ASELSAN örneklerinde olduğu gibi, yerli sanayici ile birlikte otomotiv endüstrisine ve ekonomiye kazandırılmasının uygun olacağını belirten Prof Güçlü, “fabrikaya sahip çıkılırsa” gerekli revizyonlarla, bu araçların üretimine tekrar başlanabileceğine dikkat çekiyor. Prof.Dr. Rahmi Güçlü, “Türkiye ve TSK için stratejik açıdan da çok büyük önem arz eden Tuzla askeri jiplerinin tasarım ve üretiminin nasıl başarıldığının ve neden durdurulduğunun araştırılması gerektiğini” belirterek, “bu durumdan, Türkiye’nin savunma sanayindeki hedefleri ve geleceği adına önemli dersler çıkarılarak, aynı akıbetin, çalışmalarında yer aldıkları Sakarya Arifiye’deki Askeri Fabrika’da üretilen Fırtına Obüs gibi diğer başarılı projelerin de başına gelmemesi” temennisinde bulunuyor.
    http://www.anadolu.eu/Dergi/jeep.pdf
     İlk seri üretim yerli Willy Jeep imizin öyküsü







  • Cok guzel paylasim olmus

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Sonra da kalkip cari acigi kapatmanin planlarini yaparlar. Daha cok dusunursunuz.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • Ben buna binmiştim ,o zamanlar çocuktum yerli üretim olduğunu bilmiyordum ,aklımda sesli motoru brandasi kalmış

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • yüzde yüz yerli hiçbir zaman olmadı bu jipler.. motorları daima koç holding otosan tarafından ford motorlar verildi. tüm aksamları sağdan solda derme çatma araçlardır. araçlar incelendiğinde tofaş'tan, renault'dan ve ford'dan uydurulmuş parçalar ile toplandığı görülür. ve silahlı kuvvetlerin ciddiyet ve ehemmiyetine yakışmayan araçlar olup askeri personel tarafından sürekli alay konusu olmuştur.

    ilk t model jiplerde ford taunus 2.0 ohc benzinli motor olup 3 vites şanzıman ile yürümeye çalışan tam bir komedidir.

    sonra gt model geliştirilmiş t model olarak 4 vites yapıldı ama şanzıman ve diferansiyel uyumsuzluğu herzaman oldu bu araçlarda.. şanzımanı eski chrysler benzinli dodge s100 pickup'tan devşirme ve diferansiyeli tuzla yapımı bu araçların yedek parça desteği düşünülemediği için çoğu yürümekten aciz kalmıştır. 24V elektronik beyinleri de sık arıza yapan bu araçların, beyin tedariği otosan tekelinde ve insiyatifinde acizliği içler acısıdır.

    son çıkan gtd modellerde yine ford transit v184 120ps dizel trigerleri zincirli motorlar kullanıldı. sivil piyasada bile triger teknolojisi ve silindir kapakları son derece sıkıntılı ve en ufak hararette blok ve kapak çatlatan bu motorları koç holding resmen askeriyeye itelemiştir. 24V elektrik tesisatı ile üretilen bu araçların bugün marş motoru, şarj dinamosu gibi parçaların üretimini koç holdinge bağlı mako durdurduğu için piyasada bulmak imkansız olup askeriye elinde araçlar resmen şişmiş, çoğu heke ayrılmak zorunda kalmıştır.

    netice itibariyle dışarıdan bakınca düşünce ve girişim iyi niyetli ve ulusal çıkarlara uygundur evet, fakat zihniyet fukaralığı, gelecek planlaması ve arge yetersizliği, belki de bazı sermaye gruplarına iltimas nedeniyle bu olay komedi ve israftan öteye gidememiştir. maalesef bu yapı ile bir savaş durumuda bu araçların lojistik açıdan hiçbir değeri ve faydası yoktur.

    otomobil üretmek hele ki askeri araç üretmek ciddi bir disiplin, çaba ve büyük para ister. geçmişten bugüne baktığımızda bu ülkede kritik nokatalara işini hakeden değil, kayırılmış ve dayısı-adamı olanların geldiğini görüyoruz. bu kafayla ister özel şirket olsun ister devlet teşekkülü olsun uluslararası çapta bir değer yaratılması imkansızdır.

    ne zaman bu kafa değişir, siyaset sermaye ilişkisi sona erer, ulusal menfaatler ve vatan sevgisi ön plana çıkar, o zaman bu ülkede bazı şeyler olur..



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi infectedvoice -- 5 Mayıs 2015; 19:19:27 >




  • Ne yakardı be askerdeki Tuzla Jeepler. İnsann ocağına incir ağacı diker bunlar.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: infectedvoice

    yüzde yüz yerli hiçbir zaman olmadı bu jipler.. motorları daima koç holding otosan tarafından ford motorlar verildi. tüm aksamları sağdan solda derme çatma araçlardır. araçlar incelendiğinde tofaş'tan, renault'dan ve ford'dan uydurulmuş parçalar ile toplandığı görülür. ve silahlı kuvvetlerin ciddiyet ve ehemmiyetine yakışmayan araçlar olup askeri personel tarafından sürekli alay konusu olmuştur.

    ilk t model jiplerde ford taunus 2.0 ohc benzinli motor olup 3 vites şanzıman ile yürümeye çalışan tam bir komedidir.

    sonra gt model geliştirilmiş t model olarak 4 vites yapıldı ama şanzıman ve diferansiyel uyumsuzluğu herzaman oldu bu araçlarda.. şanzımanı eski chrysler benzinli dodge s100 pickup'tan devşirme ve diferansiyeli tuzla yapımı bu araçların yedek parça desteği düşünülemediği için çoğu yürümekten aciz kalmıştır. 24V elektronik beyinleri de sık arıza yapan bu araçların, beyin tedariği otosan tekelinde ve insiyatifinde acizliği içler acısıdır.

    son çıkan gtd modellerde yine ford transit v184 120ps dizel trigerleri zincirli motorlar kullanıldı. sivil piyasada bile triger teknolojisi ve silindir kapakları son derece sıkıntılı ve en ufak hararette blok ve kapak çatlatan bu motorları koç holding resmen askeriyeye itelemiştir. 24V elektrik tesisatı ile üretilen bu araçların bugün marş motoru, şarj dinamosu gibi parçaların üretimini koç holdinge bağlı mako durdurduğu için piyasada bulmak imkansız olup askeriye elinde araçlar resmen şişmiş, çoğu heke ayrılmak zorunda kalmıştır.

    netice itibariyle dışarıdan bakınca düşünce ve girişim iyi niyetli ve ulusal çıkarlara uygundur evet, fakat zihniyet fukaralığı, gelecek planlaması ve arge yetersizliği, belki de bazı sermaye gruplarına iltimas nedeniyle bu olay komedi ve israftan öteye gidememiştir. maalesef bu yapı ile bir savaş durumuda bu araçların lojistik açıdan hiçbir değeri ve faydası yoktur.

    otomobil üretmek hele ki askeri araç üretmek ciddi bir disiplin, çaba ve büyük para ister. geçmişten bugüne baktığımızda bu ülkede kritik nokatalara işini hakeden değil, kayırılmış ve dayısı-adamı olanların geldiğini görüyoruz. bu kafayla ister özel şirket olsun ister devlet teşekkülü olsun uluslararası çapta bir değer yaratılması imkansızdır.

    ne zaman bu kafa değişir, siyaset sermaye ilişkisi sona erer, ulusal menfaatler ve vatan sevgisi ön plana çıkar, o zaman bu ülkede bazı şeyler olur..

    Bir motor fabrikamız ve motor üretebilme kapasitemiz olmadığı sürece, Türkiyede üretilen hiçbir araç zaten yüzde yüz yerli olmayacaktır. Hakkınız var. Ancak şu da bir gerçek ki, yıllarca üretilen Tofaşların parçaları da Tofaş fabrikasında üretilmedi. Süreç içinde yan sanayisi gelişti ve motor harici hemen hemen %90 ı Türk yapımıydı. Bu araçları Mısır da gördüğümde gurur duymuştum, her ne kadar Tofaş da olsa. Üzerindeki Şahin yazısına kadar...

    Bu Jeepler, dediğiniz gibi Koç un insiyatifinde olabilir. Ancak maalesef askeriyenin güdümünde kaldığı için de dediğiniz akıbete uğramıştır. Sadece askeriye değil, piyasaya sürülseydi, bugünkü durumu çok daha farklı olurdu.

    Her ne kadar üretimine t modeliyle başladıysa da zaman içinde gt ve gtd modelleri de üretilmiş, yani geliştirme başlamış.

    Hatırladığım kadarıyla Koç-hükümet arasındaki anlaşmazlık 2011 yılında medyaya yansıdıysa da, sanırım 2006 yılında projenin sonlandırılması, bu anlaşmazlığın başlangıcına rastlıyor. Ancak bu pire için yorgan yakmak yerine, yeniden ihaleye çıkmak, gerekli yedek parçaların üretimini piyasaya devretmeyi gerektirirdi.

    Bugün Willy yerine Jeep modellerine bakarsak, çok yanlış bir karar verilmiş.... Her zaman olduğu gibi...




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • volkman kullanıcısına yanıt
    ülkemizde her kamusal girişim, bu girişimden rant sağlamak isteyen akbabalarca istila edilmektedir, bu yüzden adımlar sağlıklı atılamıyor, gerçek bir başarı sağlanamıyor.
    bugün bu ülkede bir yere gelmek istiyorsanız ya sermayeye ya da cemaat ve benzeri gruplara yanaşıp çeşitli sözler vererek gebe kalmak zorundasınız, başka yolu yok, gebe kalmazsanız sizi asla başa getirmezler..

    burada anlatılan hikaye kesinlikle bir başarı öyküsü değildir, buna başarı öyküsü diyip mağduru oynayanlar tribünlere oynamak gibi bir gaflete düşerler..üretilen araçların kesinlikle övünülecek bir tarafları yoktur. 1960 lı yıllarda üretilen gerçek willys jeep'ler her yönüyle çok daha stabil, pratik ve sağlamdır. bu proje başarılı olabilirdi elbet, ama hakedenler tarafından yönetilse ve gereken destek verilseydi..

    ayrıyeten; silahlı kuvvetlerde özel sektör olarak koç holding otokar tarafından türkiyede montajı yapılan landrover defender araçlar da sıkıntılıdır. ithal ingiliz defender ile türk montaj defender arasında dağlar kadar kalite farkı vardır. öyle ki; övündüğümüz montaj defenderlerde, orijinali sağdan direksiyonlu olduğu için sola alınan şöför koltuğu öyle sola yanaşık ki , kullanan personelin sol kolu, kapı ile bedeni arasında sıkışmaktadır. alt takımları arazili araç olmasına karşın hiç de arazi şartlarına uygun sağlamlıkta değildir ve dökülmektedir. bu araç sağlamlık ve kalite anlayışının değil, maximum kar etme zihniyetinin bir örneğidir. üstelik yeni modellerinde otosan ford transit puma motorları montajlanarak, tek sağlıklı yeri olan ingiliz tdi300 motoru da ekarte edilmiştir.

    demek ki kamu olsun, özel olsun aklımız fikrimiz maneviyattan, dürüstlükten, hizmetten önce çok başkasına zarar vermek uğruna para kazanmak ve çok kar etmekte.
    intihar eden japon mühendis nasıl bir eğitimin onurlu elemanıdır ki, bizde esamesi okunmayan değerlerden intihar etmiştir... darısı başımıza..








  • arkadaslar ben bu fabrikanin sahibinin oglunun yaninda calisiyodum.bu fabrikayi devlete hibe etmisler ve karsiliginda 1 gunluk bi kanun cikartmislar.ve ertesi gun iptal etmisler o 1 gundede patron yeni bi sirket kurmus..para ve kıymetli esya tasimaciligi gibi bi kanun.yaklasik 20 yıl kimse o isi yapamadi daha 2-3 yıldir baska sirketler cıktı ve bizim patron bu sirketler cikinca batti.sirketin bahcesinde galiba ilk urettikleri araba imis.bi sari bi araba hep durur.patron sirkete cok az ugrar biz gormezdik duyduguma gorede patron yabanciydi
  • Önce bir başarı hikayesinin engellenmesinden dolayı milliyetçi duygularım harekete geçer gibi oldu, sonrasında hemen hemen her milliyetçilik ve yerlilik söyleminin olduğu yerde karşımıza çıkan içi boşluk, fosluğu görünce duraksadım. İşin içinde sermaye gruplarının ve onların çıkarlarının milli değrlerin üzerinde tepinerek kar etme çabalarını görmüş olmaktan duyduğum acıyla midem bulandı ve bir kez daha maalesef ve maalesef bizden adam olmaz dedim.

    Sonuç olarak faydalı ve aydınlatıcı bir konu..

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.