Şimdi Ara

Viyana'yı neden fethedemedik ?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
25
Cevap
0
Favori
6.579
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Osmanlı devleti 2 kere kuşatmasına rağmen Viyana'yı alamadı. Peki neden Viyana'yı alamadık. Bunda Viyana'nın yerşekillerinin mi etkisi var yoksa Ordunun beceriksizliği mi ? Viyana'yı fethetseydik tarih çok farklı yazılabilir miydi ?



  • Büyük kuşatma toplarını getirmemişlerdi yanlış hatırlamıyorsam. Birde lehistandan gelecek yardımı kesmesi için görevlendirilen erdel beyi idi galiba yamuk yapıyordu. Ordu 2 ateş arasında kalınca yeniliyordu.
  • 1. Kuşatma hakkında bilgim yüzeysel. Bildiğime göre büyük toplar olmadığı için kuşatma kış ayına uzuyor ve ordunun telef olma tehlikesi
    yüzünden geri çekiliyorlar. 2. de Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa padişahtan habersiz viyanayı kuşatıyor ve arkadaki kaleleri zaptetmiyor. Saldırıp zorla almak yerine Yeniçeriler yağmalamasın diye şehrin teslim olmasını bekliyor, bu yüzden zaman kaybediyor. Bu sırada arkadan gelicek tehlikeyi durdurması için Kırım Hanı'nı
    geride bırakıyor ama Kırım Han'ı bu işi yapamıyor veya yapmıyor (Söylentilere göre Sadrazam Kırım Hanına tokat atmış, oda intikamını böyle almış). Osmanlı ordusunun
    arkası dağlık tepeler, önde Viyana Kalesi. Yardıma gelen Leh süvarileri (Polish Winged Hussars) tepeden bir hücuma geçiyorlar bizim ordu iki ateş arasında kalıp hazine silah vs. herşeyini bırakarak kaçıyor. Sadrazam aslında durumu telafi edebilcek yetkinlikteymiş ama hemen idam edilmiş.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • Hava koşulları
    Artı olarak yeniçerinin homurdanmaya başlaması
    Yeniçeri tavrını anlamak için
    Geçtiğimiz yıllarda Irak'ın kuzeyine
    Metreyi bulan karda yapılan operasyonu hatırlayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: AdamBaliKokusu

    1. Kuşatma hakkında bilgim yüzeysel. Bildiğime göre büyük toplar olmadığı için kuşatma kış ayına uzuyor ve ordunun telef olma tehlikesi
    yüzünden geri çekiliyorlar. 2. de Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa padişahtan habersiz viyanayı kuşatıyor ve arkadaki kaleleri zaptetmiyor. Saldırıp zorla almak yerine Yeniçeriler yağmalamasın diye şehrin teslim olmasını bekliyor, bu yüzden zaman kaybediyor. Bu sırada arkadan gelicek tehlikeyi durdurması için Kırım Hanı'nı
    geride bırakıyor ama Kırım Han'ı bu işi yapamıyor veya yapmıyor (Söylentilere göre Sadrazam Kırım Hanına tokat atmış, oda intikamını böyle almış). Osmanlı ordusunun
    arkası dağlık tepeler, önde Viyana Kalesi. Yardıma gelen Leh süvarileri (Polish Winged Hussars) tepeden bir hücuma geçiyorlar bizim ordu iki ateş arasında kalıp hazine silah vs. herşeyini bırakarak kaçıyor. Sadrazam aslında durumu telafi edebilcek yetkinlikteymiş ama hemen idam edilmiş.


    + istanbuldan çok uzakta olan biryer için çok aceleci davranımış, yani o büyüklükte ordu için istanbul dışında ana karargahlık yapabilecek daha yakında biryer kurulmamış, bağlantısı kopuk olduğu için de geri çekilme veya çok zor durumda kalındığında yardım yetiştirilmesi kolay olmamıştır




  • Merkezi ordu ile muazzam bir sefer ile gidilmiş fakat Eylül ayına sarktığı için kale düşmek üzereyken geri çekilmek zorunda kalınmış sonrasında ise yaptığı büyük hatalar nedeniyle kellesi giden sadrazamlar Kırım'dan gelmeyen yardımlar vs. gibi birçok etken nedeniyle aslında gayet alınabilecek konumdayken elimiz boş dönmek zorunda kaldık.
  • Şöyle söyleyeyim, iki kuşatmada da şehir kolayca alınır diye büyük toplar getirilmemiştir. Ayrıca viyana o zamanki alman imparatorluğunun başkenti olduğu için çok güçlü korunuyordu. İkinci kuşatma sırasında kırım hanının ihanetiyle beraber büyük bir haçlı ordusu viyanaya geldi ve osmanlılar bozguna uğradı. Sonrasıda malum zaten.
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Kara Mustafa Paşa'nın şehri zenginlikleri ve bozulmamış haliyle ele geçirmek istemesinden dolayı
  • ilkincisi tamamen hazırlıksız ve kötü zamanlama ile yapılan kuşatma olduğu için güçlü viyana duvarlarını geçemedik ikincisi ise malum sadrazamın işgüzarlığı
  • Osmanli kendine cok guvendi ve bu isi savsakladi kusatma uzadikca asker ve komutanlar rehavete kapildi. Avrupa bu sayede osmanlinin yenilebilir oldugunu kavradi, bu osmanlinin sonunu hazirladi.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Askeri ihtiyaclarin bitmesi(su,yemek) kar sogugu gibi nedenler...

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Arkandaki köprüyü kontrol etmezsen adamın biri gelir bütün ordunu çiğner geçer. Savaş askerle değil zekayla kazanılır.
  • Viyanayı feth etseydik tarih tabiki değişirdi.Osmanlının hedefi avrupaya açılmaktı eğer viyana bizim olsaydı her şey çok farklı olurdu.
  • çok uzaktı ya
  • kuşatmanın teknik kısmına girmicem.

    viyana'yı fethetseydik de fazla bir şey değişmezdi.

    osmanlı'yı sadece fetihler yapan bir devlet olarak görmek çok büyük yanlıştır.

    osmanlı sistemli bir devlettir. hatta bence tarihte bu kadar mükemmel sisteme sahip iki devletten biridir. diğeri roma.

    ancak viyana alınsa da alınmasa da sistem bozulmaya başlamıştı. yani çok bir şey değişmicekti.

    dünya üzerinde hiçbir sistem, ideoloji, siyasal düzen aynı kalmaz. gün gelecek demokrasiler de çökecek ve çöktüğünde sele yön vermek yerine ona karşı koymaya çalışanlar yok olacak.
  • Bir şey değişeceğini sanmazdım sistem bozulmuştu ha toprak kaybetme süresini uzatırdı ama malum son kaçınılmaz olurdu ; Game Over
  • Biraz derin bir mevzu ama özet geçersek destekçilerin paraya kanıp taraf değiştirmesi bu sayede kalelerin zaptedilemeyip ordunun karambole düşmesi.
  • Askeri ve politik yanlışlar nedeniyle tabii. Bunun nedeni de kendine aşırı güvendir.

    İlk kuşatma zaten planlı değildi. Avrupa hudutlarında yapılan birçok savaş ve fethedilen yerlerden sonra Viyana'ya yaklaşınca bari gelmişken alıverelim mantığı ile hareket edilmişti. Oysa şehir fetihleri meydan savaşlarına benzemez. Meydan savaşında hız ve hareket önemliyken şehir fethinde yığınak-teçhizat önem kazanır. Viyana'ya gelinceye kadar arazide yapılan savaşlar, uygun yapıdaki Osmanlı ordusunca kolayca kazanılmıştı. Bu da gereksiz güven vermiştir.

    Oysa Viyana İstanbul kadar iyi tahkim edilmiş bir şehirdir. Güçlü surlar ve nehir tarafından korunmaktadır. İstanbul gibi her taraftan sarılmış da değildir. Arkası düşman toprakları olup asker-malzeme yardımı alma imkanına sahiptir. Osmanlı ile arasında nehir ve surlar, arkasında dost topraklar vardır. Meydan-arazi savaşına göre düzenlenmiş Osmanlı ordusunda ise nehir+kale savunmasını aşacak yeterli ağır teçhizat (ağır top, gemi, iskele vb) yoktu. Bu nedenle şöyle bir denenmiş, yeterli yığınak olmadığından kış şartları gelince vazgeçilmişti. Herkes de böyle olduğunu bildiğinden ne Osmanlı'da bir güvensizlik oluşmuş, ne de karşı tarafa çesaret gelmişti.

    İkinci kuşatma ise kendine fazla güvenin, bu nedenle iyi hazırlık yapıp, her ihtimale yönelik tedbir almamanın kötü sonuçlarına iyi bir örnektir.

    Kuşatma ağır teçhizat, fazla yığınak, uzun süre gerektiren bir harekettir. Meydan savaşı gibi hız ve manevraya dayalı kısa süreli bir savaş değildir. Hatta bir taktik savaş olmayıp lojistik savaşıdır denebilir. Kendinin uzun süre yetecek yeterli lojistik yığınağı ve ikmal imkanı olacak, rakibin ikmal imkanı ise kesilecektir. Bunu yapmadan şehir savaşı yapmak eziyettir. İstanbul fethinde bunlar yapılmış, kuşatılan, ikmal yolları kesilen şehir sonunda tükenerek düşmüştür. Viyana için ise bu yapılmamıştır.

    1. Öncelikle şehir etrafı fethedilerek şehir tecrit edilmemiştir. Kuşatma yapan ordunun gerisinde düşman topraklar, kaleler ve kuvvetler bırakılmıştır. Buna yönelik tedbir de alınmamıştır.

    2. Düşmana yardım edebilecek kuvvetlere darbe vurularak zayıflatılmamış, yardıma gelmeleri engellenmemiştir. Önce şehir kabaca kuşatılıp, yardıma gelebilecek tek kuvvet olan Hunyadi ve müttefiklerine iyi bir darbe vurulsa idi toparlanmaları uzun sürerdi ve o zamana kadar iş bitmiş olurdu.

    3. Müttefik kuvvetlerin kesin bağlılığı sağlanmamıştır. Özellikle Kırım hanı Giray ve halkı hakkında (inançlarından ve kültüründen dolayı) küçümseyici-kötüleyici davranışlar büyük bir hatadır. (Tokat olayı kesin değildir, doğruluğu da düşüktür) Bir mücadeleye gireceğiniz ittifakı kırmak-küçümsemek yerine onu onore edip yüreklendirmeniz gerekir. Kendine güven ve büyüklenmenin faturası ağır olmuştur.

    4. Kuşatmanın uzaması ihtimaline karşı geride kuvvetli bir ordugah ile lojistik halledilmiş değildir. Şehre yardım gelmeden kolayca fethedileceği yönünde gereksiz bir özgüven oluşmuştur.

    5. Şehir her yandan güçlü bir şekilde tazyik edilmiş değildir. Kara tarafındaki gücün daha ağır ve etkili olması gerekirken böyle yapılmamış, ağırlık nehir-kale gibi daha zor olan yönde bulundurulmuştur. İnce donanma yetersizdir.

    6. Ordunun gerisindeki kritik yükseltiler-tepeler kontrol altına alınmamış, sadece Giray Han tedbir olarak bırakılmıştır. Kırım kuvveti çekilince ordunun gerisi açık kalmış, ani bir saldırıya uğramıştır. Manevra yapacak, çekilip toparlanacak alan olmadığından (nehir) ordu dağılmıştır. Oysa az bir kuvvetle tepeler tutulabilir, emniyet hattı kurulabilirdi. Hafif toplar ve ateşli silahlar ile dönemine göre çok ileri olan ordu az bir kuvvet ile dar bir yerden geçmek zorunda kalan düşman ordusunu durdurabilir veya yeterli takviye gelinceye kadar oyalayabilirdi.

    7. Bunda da gerçekten yeterli miktarda kuşatma cihazı (ağır top, mancınık vb) yoktu. Dolayısı ile düşmanın yardıma gelmesine kadar şehre yeterli zarar verilememiştir. Şehrin hala sağlam kalması düşman ordusunun saldırıya geçmesine imkan sağlamıştır. Şehir çok zayıflasa düşman yeteri kadar kuvvet toplamayı bekleyemez, öncelikle şehri takviyeye çalışır, düşman kuvvetleri parça parça geleceğinden ciddi bir toplu kuvvet oluşturamazdı.

    Bütün bunların nedeni ise kendine aşırı güvenden kaynaklanan tedbirsizliktir. Bu yenilgi Osmanlı gücünde ilk kırılmaya ve moral düşüşüne yol açmış, düşmanın cesaretini artırmış, Osmanlı devletinin de yenilebileceği fikrini oluşturmuştur. Gerisi de gelmiştir.




  • 1. Seferde topların batırılması zaten geç olan mevsimle birleşince başarısız oldu.2. De ise paşanın viyanayı yıkmadan alalım ve giray han ile olan kapışmadır.

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: melikulupinar

    Askeri ve politik yanlışlar nedeniyle tabii. Bunun nedeni de kendine aşırı güvendir.

    İlk kuşatma zaten planlı değildi. Avrupa hudutlarında yapılan birçok savaş ve fethedilen yerlerden sonra Viyana'ya yaklaşınca bari gelmişken alıverelim mantığı ile hareket edilmişti. Oysa şehir fetihleri meydan savaşlarına benzemez. Meydan savaşında hız ve hareket önemliyken şehir fethinde yığınak-teçhizat önem kazanır. Viyana'ya gelinceye kadar arazide yapılan savaşlar, uygun yapıdaki Osmanlı ordusunca kolayca kazanılmıştı. Bu da gereksiz güven vermiştir.

    Oysa Viyana İstanbul kadar iyi tahkim edilmiş bir şehirdir. Güçlü surlar ve nehir tarafından korunmaktadır. İstanbul gibi her taraftan sarılmış da değildir. Arkası düşman toprakları olup asker-malzeme yardımı alma imkanına sahiptir. Osmanlı ile arasında nehir ve surlar, arkasında dost topraklar vardır. Meydan-arazi savaşına göre düzenlenmiş Osmanlı ordusunda ise nehir+kale savunmasını aşacak yeterli ağır teçhizat (ağır top, gemi, iskele vb) yoktu. Bu nedenle şöyle bir denenmiş, yeterli yığınak olmadığından kış şartları gelince vazgeçilmişti. Herkes de böyle olduğunu bildiğinden ne Osmanlı'da bir güvensizlik oluşmuş, ne de karşı tarafa çesaret gelmişti.

    İkinci kuşatma ise kendine fazla güvenin, bu nedenle iyi hazırlık yapıp, her ihtimale yönelik tedbir almamanın kötü sonuçlarına iyi bir örnektir.

    Kuşatma ağır teçhizat, fazla yığınak, uzun süre gerektiren bir harekettir. Meydan savaşı gibi hız ve manevraya dayalı kısa süreli bir savaş değildir. Hatta bir taktik savaş olmayıp lojistik savaşıdır denebilir. Kendinin uzun süre yetecek yeterli lojistik yığınağı ve ikmal imkanı olacak, rakibin ikmal imkanı ise kesilecektir. Bunu yapmadan şehir savaşı yapmak eziyettir. İstanbul fethinde bunlar yapılmış, kuşatılan, ikmal yolları kesilen şehir sonunda tükenerek düşmüştür. Viyana için ise bu yapılmamıştır.

    1. Öncelikle şehir etrafı fethedilerek şehir tecrit edilmemiştir. Kuşatma yapan ordunun gerisinde düşman topraklar, kaleler ve kuvvetler bırakılmıştır. Buna yönelik tedbir de alınmamıştır.

    2. Düşmana yardım edebilecek kuvvetlere darbe vurularak zayıflatılmamış, yardıma gelmeleri engellenmemiştir. Önce şehir kabaca kuşatılıp, yardıma gelebilecek tek kuvvet olan Hunyadi ve müttefiklerine iyi bir darbe vurulsa idi toparlanmaları uzun sürerdi ve o zamana kadar iş bitmiş olurdu.

    3. Müttefik kuvvetlerin kesin bağlılığı sağlanmamıştır. Özellikle Kırım hanı Giray ve halkı hakkında (inançlarından ve kültüründen dolayı) küçümseyici-kötüleyici davranışlar büyük bir hatadır. (Tokat olayı kesin değildir, doğruluğu da düşüktür) Bir mücadeleye gireceğiniz ittifakı kırmak-küçümsemek yerine onu onore edip yüreklendirmeniz gerekir. Kendine güven ve büyüklenmenin faturası ağır olmuştur.

    4. Kuşatmanın uzaması ihtimaline karşı geride kuvvetli bir ordugah ile lojistik halledilmiş değildir. Şehre yardım gelmeden kolayca fethedileceği yönünde gereksiz bir özgüven oluşmuştur.

    5. Şehir her yandan güçlü bir şekilde tazyik edilmiş değildir. Kara tarafındaki gücün daha ağır ve etkili olması gerekirken böyle yapılmamış, ağırlık nehir-kale gibi daha zor olan yönde bulundurulmuştur. İnce donanma yetersizdir.

    6. Ordunun gerisindeki kritik yükseltiler-tepeler kontrol altına alınmamış, sadece Giray Han tedbir olarak bırakılmıştır. Kırım kuvveti çekilince ordunun gerisi açık kalmış, ani bir saldırıya uğramıştır. Manevra yapacak, çekilip toparlanacak alan olmadığından (nehir) ordu dağılmıştır. Oysa az bir kuvvetle tepeler tutulabilir, emniyet hattı kurulabilirdi. Hafif toplar ve ateşli silahlar ile dönemine göre çok ileri olan ordu az bir kuvvet ile dar bir yerden geçmek zorunda kalan düşman ordusunu durdurabilir veya yeterli takviye gelinceye kadar oyalayabilirdi.

    7. Bunda da gerçekten yeterli miktarda kuşatma cihazı (ağır top, mancınık vb) yoktu. Dolayısı ile düşmanın yardıma gelmesine kadar şehre yeterli zarar verilememiştir. Şehrin hala sağlam kalması düşman ordusunun saldırıya geçmesine imkan sağlamıştır. Şehir çok zayıflasa düşman yeteri kadar kuvvet toplamayı bekleyemez, öncelikle şehri takviyeye çalışır, düşman kuvvetleri parça parça geleceğinden ciddi bir toplu kuvvet oluşturamazdı.

    Bütün bunların nedeni ise kendine aşırı güvenden kaynaklanan tedbirsizliktir. Bu yenilgi Osmanlı gücünde ilk kırılmaya ve moral düşüşüne yol açmış, düşmanın cesaretini artırmış, Osmanlı devletinin de yenilebileceği fikrini oluşturmuştur. Gerisi de gelmiştir.

    Askeri ve politik yanlışlar nedeniyle tabii. Bunun nedeni de kendine aşırı güvendir. Fazlasıyla katılıyorum diğer maddeler de doğru, elinize sağlık hocam.




  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.