Şimdi Ara

İşte İstanbul' un İlk Genelevi ve Diğer İlkleri

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
33
Cevap
0
Favori
12.847
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Tarihi kaynaklar çerçevesinde İstanbul�da yaşanan bazı �ilk�ler şunlar:

    �İstanbul�da bilinen ilk yer sarsıntısı, miladi 358 yılında oldu.Kentte büyük hasara yol açan depremde, büyük taş binaların çoğu zarar gördü.

    İstanbul�daki ilk sütun, bugün bulunduğu semte de adını veren Çemberlitaş. Roma�nın dünyaya yayıldığı yıllarda Frigya�dan alınarak Roma�daki Apollon tapınağı önüne dikilen sütun, I.Konstantinus tarafından Roma�dan getirtilerek, 11 Mayıs 330 tarihinde şimdiki yerine dikilip üzerine de kendi heykeli kondu.

    İLK NÜFUS SAYIMI

    �Fetih�ten 2 yıl sonra 1455�te, Fatih�in emriyle İstanbul�da ilk nüfus sayımı yapıldı. Bu sayıma ait defterde, Galata mahallelerinde oturanlar, devlete vergi ödeyen ve ödemeyenler, zengin ve fakirler, fetihten sonra gidenler, kalanlar veya tekrar dönenler, medeni ve ailevi durumları, dinleri ve sosyal nitelikleri belirtildi. 1477 yılında yapılan nüfus sayımı uyarınca da, İstanbul (Avrupa) yakasında 14 bin 803 hanelik nüfusun 8 bin 951�i Müslüman Türk, Galata�da ise 1521 hanelik nüfusun 535�i Müslüman Türk�tü. Bu rakama askerler, medrese öğrencileri ve tutsaklar eklenince kentin nüfusu yüz bine yaklaşıyordu.

    YURTDIŞINA KAÇIRILAN İLK ESER

    İstanbul, 13 Nisan 1204 tarihinde 4.Haçlı Seferi ile ilk olarak Latinler tarafından işgal edildi ve kent 3 gün boyunca yağmalanıp tahrip edildi.57 yıl süren işgal, 1261 yılında sona erdi. İstanbul�u yağmalayan Venediklilerin götürdükleri Bizans ganimetleri arasında en değerli parça, bugün hala Venedik�te San Marco Kilisesi�nin kapısının üzerinde duran dört at heykeli.Bu heykeller, İstanbul�da Hipodrom�da bulunuyordu.

    İLK HOKKABAZLIK - ILK GÖZBAĞCI

    İstanbul�da hokkabazlık, 1492 yılında Portekiz ve İspanya�dan kaçıp kente gelen Yahudiler tarafından getirildi.

    İstanbul�a gelen ilk gözbağcı olan Amerikalı Jakop Philadelphia ise (1735-1795) Sultan 3. Mustafa�ya oyunlar gösterdi.

    İLK KAHVE VE KAHVEHANE

    Türkiye�de, 16. yüzyılın ortalarına kadar kahvenin adı dahi bilinmiyordu. Kahvenin ilk defa İstanbul�da kullanılmaya başlanması hakkında 3 tarih var; 1551, 1552 ve 1561.

    İlk kahvehaneleri 1552 veya 1554 yılında Tahtakale�de Halepli Hakem ile Suriyeli Şems açtı.

    Kente ilk kahve de 1551 yılında getirildi, ancak Tophane gümrüğünden içeri sokulmadı.

    İstanbul�da açılan ilk kahvehaneler, okur-yazarların, dönemin kibar ve münevver insanlarının devam ettiği birer kültür merkeziydi.

    İLK TÜTÜN KULLANIMI

    Tütünün İstanbul�da kullanılmaya başlanması ise 17.yüzyılın ilk yıllarına rastlıyor. İstanbul�a, bir İngiliz donanma gemisiyle getirilen ilk tütünün ardından (1605-1606), tütün kullanımı Sultan 1. Ahmet döneminde iyice arttı. Tütünün kahve ile birlikte içilmesi, halkın
    kahvehanelere gitmesine yol açtı. Bu dönemde henüz sigara yapımı bilinmediği için tütün,
    ucuna tütün konulan lülesi bulunan çubuklarla içilirdi.

    İLK BEDESTEN SOYGUNU

    Kapalıçarşı�nın kapanış saatinden önce üç kapı kapanır, İnciciler Kapısı çarşı boşalıncaya kadar açık tutulurdu. Bir bölükbaşı elinde kalın bir sopayla dükkanları dolaşır, içeride gündüzden saklanmış kimsenin bulunup bulunmadığını kontrol ederdi. Bu sayede çarşıda yüzyıllar boyunca tek hırsızlık olayı olmadı.Ta ki �bedesten soygunu� olarak geçen 1591
    yılındakine kadar... Bir sabah dükkanlarını açan tacirler, dolaplarının açık olduğunu görerek paniğe kapıldı.Yapılan sayımda çalınanın 30 bin altını geçtiği görüldü. Bedesten kapatılıp içindeki dükkanlar tek tek arandı. Şüpheli görülenler sorgulandı, ancak suçlular bulunamadı. Yeniçeri Ağası�nın suçluyu bedesten dışından aramaya başlamasıyla bir Acem�in dükkanında çalıntı eşya ve altın bulundu. Soyguncu da, suçunu itiraf edince idam edildi.

    LATİN ALFABESİNİN İLK KULLANILIŞI

    Türkçe�nin Latin harfleriyle yazılması ilk kez 3. Selim döneminde İstanbul�da gerçekleşti. Padişahın kız kardeşi ve 3. Mustafa�nın kızı Hatice Sultan�ın Sahil Sarayı�nın batı üslubuna göre restore edilmesi sırasında Latin alfabesi kullanıldı. Sarayın restorasyonunu gerçekleştiren Fransız mimar Melling�in şahsen görüşmesi imkansız olduğu için Hatice Sultan ile yazışarak yaptığı görüşmelerde Latin alfabesi tercih edildi. Türkçe konuşabilen Melling Arap harfleri ve alfabesini bilmediğinden, Hatice Sultan Melling�e isteklerini bildirmek için Latin harfleri ile Türkçe pusulalar gönderdi. Böylece Türkçe�de Latin harfleri ilk kez kullanılmış oldu.

    İLK VE SON �RECM� OLAYI

    17. yüzyılda, Sultan 4. Mehmet döneminde, Aksaray�da oturan Abdullah Çelebi adlı bir adamın genç ve güzel eşinin bir Yahudi çırağıyla ilişkisi olduğu söylentisi çıktı. Dedikoduların artması ve zina yapıldığının da söylenmesi üzerine, durum mahkemeye intikal etti. Olay büyük yankı yaratırken, davaya Ahmet Efendi baktı. Ahmet Efendi, önce suçluları, sonra da şahitleri dinledi ve �recm� kararı verdi. İnfaz, Atmeydanı�nda gerçekleşti. Hükmü veren Beyazıtzade Ahmet Efendi de, suçlunun başında bizzat bulundu. Olayın yankıları uzun süre devam ederken, devrin uleması kararı veren Ahmet Efendi�ye selamı sabahı kesip onu boykot etti.

    İLK TRAFİK KAZASI

    İstanbul�da ilk trafik kazası, 1912 yılında, bugünkü Şişli Camii önünde oldu. İtalyan elçiliğinin şoförü, bir Arnavut�a çarparak yaraladı. Kazayı yaptıktan sonra kaçmaya çalışan şoför, Pangaltı�da arabasıyla giderken yakalandı.

    İLK KUMARHANE

    İstanbul�da ilk kumarhane, �Encümen-i Ülfet� adıyla, 1870 yılında zamanın Maliye Nazırı Mısırlı Prens Mustafa Paşa tarafından Çemberlitaş�taki Asım Paşa Konağı�nda açıldı.

    İLK SİNEMA

    Sinematograf, Osmanlı İmparatorluğu�nda ilk defa Yıldız Sarayı�nda Sultan 2.Abdülhamit�in huzurunda sihirbaz Bernard tarafından gösterildi. İstanbul�da halka açık sinema gösterisi ise Weinberg tarafından 1897 yılında Galatasaray�daki Sponeck Birahanesi�nde yapıldı. Kentteki ilk sinema da, Şehzadebaşı�ndaki Fevziye Kıraathanesi�nde açıldı.

    KARNE İLE İLK EKMEK

    İstanbul�da, 14 Ocak 1942 tarihinden itibaren ilk kez karne ile ekmek satılmasına başlandı.
    Bu tarihten sonra Francala ekmek üretimi durduruldu. Ekmek alabilmek için nahiye müdürlüklerinden karne temin etmek gerekiyordu.

    İLK GREV

    İstanbul�da ilk grev, Beyoğlu telgraf işçileri tarafından 1872 yılında yapıldı. Tramvay ve tünel işçilerinin 1920 yılının Mayıs ayında yaptıkları grev ise İstanbul tarihindeki ilk büyük
    grevdi. Yevmiyelerinin artırılmasını ve bazı sosyal haklar isteyen işçiler, olumlu yanıt alamayınca 10 Mayıs�ta greve başladı.

    İLK TÜRKÇE EZAN VE KURANIKERİM

    İlk Türkçe ezan, 30 Ocak 1932 tarihinde Hafız Rifat Bey tarafından Fatih Camii�nde ikindi vakti okundu. Türkçe Kuranıkerim çalışmaları da, 1932 yılında başlatıldı. Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Ağa Camii�nde ise bu tarihten itibaren imam, smokin ile cuma vaazı ve hutbeyi okudu.

    İLK PADİŞAH SUİKASTI

    Saltanat arabasıyla Hamidiye Camii�ne cuma namazına gelen Sultan 2. Abdülhamit namaz çıkışında Şeyhülislam Cemaleddin Efendi�yle konuşurken, bombalı araba patladı. Olayda Sultan yara almadan kurtulurken, 26 kişi öldü, 58 kişi yaralandı, 20 at da telef oldu. Ermeni terör örgütünün gerçekleştirdiği bu suikastta, suikastçıların arasında Belçikalı anarşist Edward Joris de bulunuyordu.

    İSTANBUL�UN İLK GECE KULÜBÜ

    Osmanlı İstanbulunda, �Pera� (karşı yaka) dışında meyhane ya da benzeri eğlence yerlerinin açılmasına izin verilmezdi. Batılı anlamdaki ilk kulüp, Sadrazam Mehmed Emin Ali Paşa�nın himayesinde 24 Kasım 1870�te �Encümen-i Ülfet� (Dostluk Cemiyeti) ismiyle açıldı.

    Alkollü içki ve kumarın serbest olduğu kulüp, Ramazan ayının ilk günü hizmete girdi. Böylelikle �ilim ve irfan erbabının, şairlerin ve sanatkarların hoşça vakit geçirmelerini amaçlıyoruz� mesajı verilmek istendi, ancak kulüp tepkiler üzerine açıldıktan bir yıl sonra kapatıldı.

    İLK GENELEV


    İstanbul�da ilk genelev düşüncesi, Kırım Savaşı sırasında (1853-1856) kente çok fazla Avrupalının gelmesi ve yaşantı şekillerini burada da sürdürmeleri sonucunda ortaya çıktı. Kente yerleşen Avrupalılar, Galata ve Beyoğlu�nda çeşitli ahlaki sorunların yaşanmasına neden oldu. Bölge sakinlerinlerinden bazılarının da aynı yaşantıya eğilim göstermesi sonucu, mahalle aralarında bu amaçla kullanılacak evler kurulmaya başlandı. Beyoğlu�nda �Altıncı Daire� adı altında fuhuş yapan kadınlar, bir çeşit denetim altında tutuluyordu. Fuhuş yapılan evlerin mahalle içlerine doğru yayılması üzerine, 1884 yılı Şubat ayında Şura-yı Devlet kararıyla bir talimatname yayınlanarak ilk genelev Beyoğlu�nda kuruldu.�Abanoz Sokağı� adı verilen bu genelev dışında genelev açılması ise yasaklandı.


    İstanbul�un "İlk" ve "En" leri
    Faruk Göncüoğlu



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Serdengeçti -- 15 Kasım 2005, 22:46:14 >







  • sağol serdengeçti güzel ayrıntılar var
  • quote:

    Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Ağa Camii’nde ise bu tarihten itibaren imam, smokin ile cuma vaazı ve hutbeyi okudu.


    komik
  • quote:

    Orjinalden alıntı: spotlightkid

    sağol serdengeçti güzel ayrıntılar var



    Ama 2 gün oldu sadece 15 kişi okumuş. Dur başlığı değiştireyim de gör bak...
  • işe yaradı abi tekrar okudum .
  • +18 deyince uctum abi ama resim yok




    edit : Şaka bir yana genel kültür eywallaH
  • hoş bilgiler. insanın tarihe çok ilgisi olmasa bu tür ayrıntılar ilginç ve zevkli geliyor insanlara
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • quote:

    Orjinalden alıntı: theshiver

    hoş bilgiler. insanın tarihe çok ilgisi olmasa bu tür ayrıntılar ilginç ve zevkli geliyor insanlara


    Tarihi yanlış yazan, anlatanlar, anlayanlar utansın... Siyasi tarih tamam ama, insanlara tarihi sevdirmeden, zor...

    Zevkle tarihden birşeyler öğrenmek istiyorsanız, medeniyet ve kültür tarihi okuyun. Ama ders kitabı olmasın sakın
  • Güzel ayrıntılar var gerçekten. İçerik nereden alıntı acaba?

    Beyoğlu abanoz sokak.. Hmm Tarihi umumhane. hermmm.. (aklımda kalana bak hele )
  • +18, ilk genelev ha
    ben de atladım, ama güzel şeyler varmış...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Acharad

    Güzel ayrıntılar var gerçekten. İçerik nereden alıntı acaba?

    Beyoğlu abanoz sokak.. Hmm Tarihi umumhane. hermmm.. (aklımda kalana bak hele )


    İstanbul’un "İlk" ve "En" leri
    Faruk Göncüoğlu
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Serdengeçti


    quote:

    Orjinalden alıntı: spotlightkid

    sağol serdengeçti güzel ayrıntılar var



    Ama 2 gün oldu sadece 15 kişi okumuş. Dur başlığı değiştireyim de gör bak...


    Önceki başlığı görseydim gelmezdim...Ama bu başlığı görünce hemen bu topiğe zapladım...




  • tebrikler güzel bir yazı
  • türkçenin latin harfleriyle ilk yazılışı:

    aslında bilinen bir şey ama galiba benden önce kimsenin gözüne çarpmamış.
    codex cumanikus adlı kuman türkçesiyle yazılmış bir sözlüktür. üzerinde 1303 tarihi var ama daha önceden kaldığı
    kabul ediliyor.

    kuman türkçesi karadenizin kuzeyindeki bozkır sahasında konuşulurdu.
  • fransada devrim den az önce fakirlik ve yokluk hat safadayken ,zenginler fahişelere 1 gece için bir işçinin 10 yıllık maaşını veriyorlarmış yawşaklıkta sınır yok
  • osmanlıda resmi olarak gerçekleşen ilk ve tek recm olayı 1680 yılında istanbulda yaşanmıştır.

    tabi tek zina olayı değildi. tek zina cezasıda değildi. ama bu suçun cezası gene ölüm olmakla birlikte böyle vahşice bir
    linç şeklinde yapılmaz gece karanlığında bir zindanda cellat ipiyle sessiz sedasız yapılırdı.

    bazı olaylarda halk önünde idamlarda yapıldığıoluyordu. 1583-85 yıllarında istanbulda forsa olan bir almanın yazdığı kitabı geçen yıl türkçeleştirilerek basılmış olarak görmüştüm.
    benzeri bir olaydan sözediyordu. alman yazar üzücü bir olay diye yazıyordu. onun anlattığına göre:
    yüksek sınıftan bir adamın kızı olan müslüman bir kadının bir rum gençle evlilik dışı ilişki kurduğu söylentileri çıkar.
    ama babası önemli biri olduğundan tutuklanmazlar adam kızını uyarır ve ayrılmalarını ister.
    fakat bir süre sonra yeniden ilişki kurmaya başladıkları ortaya çıkınca desteğini çeker ve her ikiside tutuklanır yargılanır ve ölüm
    cezasına çarptırılırlar.
    eminönünde bir meydana getirilirler. kadının idamı boynu vururalarak uygulanır. rum genç daha ağır bir cezaya çarptırılmıştır.
    o da kancaya geçirilmek. kendisine müslüman olursa cezasının işkenceyle idamdan yalnızca idama çevrileceği söylenir ama o
    kabul etmez ve kancaya geçirilir. bir-iki gün cankeşipde hala ölmeyince bazı yakınları başında bekleyen muhafızlara rüşvet vererek
    onu zehirleyip öldürürler.
    olayın şahidi olan alman yazar hem üzücü bir olay diyor hemde bu yapılanı övüyordu.
    "türkler hakkında hep ne kadar ahlaksızlık içinde yaşayan cinsel sapıklar oldukları söylenir ama hiç de değiller. burada böyle ahlaksızca suçlar işleyenlere avrupa ülkelerinden daha ağır cezalar veriliyor"

    yıl 1680 aksarayda yaşlı bir yeniçerinin genç karısı yine aynı mahalleden genç bir yahudi erkekle ilişkiye girer. farkedilmeyeceğini sanırlar ama farkedilirler ve mahalleli evi basıp bunları aynı yatakta çıplk olarak yakalar.
    beyazıt kadısının önüne götürülürler. bir sürü tanık ifadesi ile suçları sabit olduğundan kadı zina suçundan ölüm cezası verir. ama oradaki insanlar yeterli bulmaz. recm isterlerler...
    kadı ahmet çelebi bundan hoşlanmaz. bu ceza daha önce hiç verilmemiştir ve o da bu pis işi yapmak istemez. kıvırtmaya çalışır...
    hanefi şeriatına göre recm cezası verilebilmesi için suçluların tam suçüstü yakalanmaları bile yeterli değil zina yaparken cinsel birleşme halinde görülmüş olmaları gerekir falan der.

    bu olayı yazan tarihçinin de dediğine göre "bunun üzerine baskını yapanlar yalan söyleyerek evet biz onları böyle gördük derler"
    çaresiz kalan kadı ahmet recm cezası verir. ama saraydan onaylanması gerektiğini söyleyip kararı saraya yollar. el atındanda haber yollayıp bunu iptal ettirmelerini ister.

    sarayda epey şaşkınlık yaratan bu kararın iptali üzerine karar alınmışken devrin dışişleri bakanı araya girerek forsunu kullanır ve recm in uygulanmasını ister... onu ikna etmek çok uğraşırlar "iki insanı bu şekilde görmek mümkün değildir şahitlerin yalan söylediği çok belli" derler ama ikna edemezler...
    son çare olarak padişah 4.mehmet e çıkmayı düşünürler... ama o da yani padişah olmuş ama adam olamamış. devletle ilgilenmeyip hayatını av peşinde geçiren bir adam. bu olayı duyunca çok tuhaf bir tepki verir..
    "recm mi ... hiç görmemiştim aman bende göreyim"
    bunun üzerine kendisine sultanahmet meydanında köşkü olan birinin evinde yer ayarlanır.
    suçlular meydana getirilir. yılanlı sütunun yanında infaz yeri hazırlanır. yahudi genç 90 yıl önceki rum kadar cesur değildir.
    işkenceden kurtulmak için hemen inancını satar ve müslüman olur. boynu vurularak ucuz kurtulur.
    kadın beline kadar yere gömülür ve daha önceden hazılanmış taş yığınlarından alınan taşlar üzerine yağar ilk taşı atan kişide kendi ağabeyi olur. kadın neye uğradığını bile anlamadan bir anda bir taş yağmurunun altında kaybolur.
    oysa bu cezanın uygulanması ve kurbanın ölmesi genellikle çok uzun sürer o da nispeten şanslıymış.
    neyse osmanlıdaki tek recm olayı böylece gerçekleşmiş olur.
    bu o devirlerdeki avrupa ülkelerinde cadılık-büyücülük gibi suçlarla her yıl binlerce insanın diri-diri yakıldığı bir devirde
    osmanlının çok daha insaflı olduğu gerçeğini değiştirmez.
    ama yinede kötü bir leke. hiç olmasa elbette daha iyi olacaktı.




  • barsgan

    Sen ne zaman birşeyler yazsan ne hikmestse konunun son mesajı oluyor bu. Ne yorum ne birşey.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Serdengeçti

    barsgan

    Sen ne zaman birşeyler yazsan ne hikmestse konunun son mesajı oluyor bu. Ne yorum ne birşey.


    bu sefer son olmasın barı

    her ıkınızede tesekkurler tarıh bılgılerı ıcın
  • serdengeçti de sona kalamsın
  • [Deleted by Admins]
  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.