Şimdi Ara

--- Matrix Revolution Yorumlari --- (4. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
84
Cevap
0
Favori
3.827
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • seraph'ın önceki seçilmiş olacağını sanmıyorum zira "o en değerli olanı koruyor" diye bir diyalog geçmişti filmde.

    neo aslında bundan öncekileride gerçekleştiren kişi aslında ve sürekli bir gelişim gösteriyor,en sonuncusundada gelişimini tamamlıyor.bu incildeki "tanrı dünyayı 6 günde yarattı ve dinlenmeye çekildi"ye gönderme yapıyor.kur'anı kerimde ise "Allah dünyayı 6 günde yarattı"deniyor.aradaki fark ise Allah'ın yüce güç olarak insanların zaaflıklarına sahip olmadığı kur'anda açıkça belirtilmiş olmasına rağmen incil'de tanrının yorulmak gibi insan zaafiyetlerine sahip olduğu görülüyor.
  • ahan da yeni sorular...

    1- Sentinel neo bütünleşmesi ne ifade etmeli?
    2- Link Zee aşkı neden ön planda?
    3- makine şehrinde neo ya neden sadece kafasına
    değil de bütün deliklerine (yanlış olmasın ne abmize) kablo soktular
  • büyük kavga sonrası smith ve neo yok olduktan sonra sular içinde yatan kadın kahin, sokakta uyanan sati yani smith bu insanlara sahip oldu ve yok oluşundan sonra bu insanlar serbest kaldı. seraph kimseyi kurtarmadı o da bir smith oldu bence.
    neonun her yerine kablo girmedi orda o kablolar ona bir koltuk sağladı...
    incik cincik araştırıyosunuz ama sonuçta bir cevabı bulunuyor demekki film gayet sağlam bir derinlik kurabilmiş kendisine... kendi kurgu dünyasının içinde gayet tutarlı bence...
  • Sentinel neo bütünleşmesini şöyle yorumlamak lazım neo'nun iletişime girdiği kişilerin üstün özelliklerini aldığı ve daha birçok üstün özelliklere sahip olduğu apaçık ortada filmdeki sahnede sentinelin birinin neo'nun içinden geçmesini ben neonun ikizlerin faz değiştirme özelliğinide kazanması olarak yorumluyorum. Olaya başka bir açıdan şöyle bir yorum getirmek mümkün eğer sentineller kaynaktan gelen bir emirle yönetiliyorsa neonu gücüde eğer kaynağa kadar uzanıyorsa ; onlarıda kontrol etme hatta yok etme başarısını kazanmış olabilir ama onları yok etmek için büyük bir güç harcadığından dolayı filmde gökyüzüne kaçarak kurtulmayı tercih etti.

    Link Zee aşkıyla bence altı çizilmek istenen konu şu Zee ile Link değişik inançlara sahip kişiler burda bana göre anlatılmak istenen nokta değişik inançlara sahip kişilerinde aşk gibi ortak bir noktada buluşup bütünleşebilecekleri gerçeği ...




  • ilk5_o kardeş sanırım filmi beğenmediğim düşündün yada en azından yazdıklarından ben öyle algıladım, ama filmi tekrar izlersen kabloların gerçekten kol ve bacaklarındakş deliklere girdiğini görürsün benim anlamadığım nokta işte bu. yani matrix hack edilirdken sadece kafalarındaki delikleri kullanarak giriyolardı matrixe ama burada olay farklı....
  • bencede diğer kabloların ana amacı neo'ya koltuk görevi görmek,makinenin koltuk anlayışı bu.bunların neo'yu sabit tutmak için kullanılıyor.
  • <blockquote id='quote'><font size='1' face='Verdana, Arial, Helvetica' id='quote'>quote:<hr height='1' noshade id='quote'><i>Originally posted by tharick</i>
    <br />yanlız şööle bişi var!

    seraph smith i yendiğine göre önceki seçilmiş olabilir mi? çünkü izlediğimiz kadarıyla smith i şimdiye kadar sadece neo yenebilmişti......

    hani yanlışsam sööööle[bandt]
    <hr height='1' noshade id='quote'></blockquote id='quote'></font id='quote'>

    Seraph'ta zaten bir program. Insan degil. Secilmisi korumak icin yapilmis bi program.
  • MATRIX ÜZERİNE
    (Gökçe İspi, Sinema, Mayıs 2003: 96-97)

    Herkesin hayatına damgasını vurmuş bir film vardır elbet... Hatta çoğu zaman sevdiğimiz filmleri sayarken “bir” in oldukça üzerine çıktığımız için, bir bakarız ki kocaman bir liste duruyor karşımızda... “En sevdiğin film hangisi?” sorusunu yöneltene celallenme durumuna bile geldiğimiz olmuştur belki, kim bilir? Şimdiden söylemeliyim ki; aslında bu bir vefa yazısıdır, en sevdiğim, en hayranlık duyduğum filme!

    Matrix birçok soruyu “sorma” misyonunu üstlenmiş bir film. Elbette tüm bu soruları sormamıza sebep olurken, tabiri caizse tam anlamıyla “çuvallıyabilir”. Ama hayır! Neo isabetli bir karar vererek Platon’un “idea”lar dünyasının kapılarını ardına kadar açmaya karar verdiğinde, insanoğlunun tarih boyu en çok cevabını aradığı tüm soruları art arda sormayı (ve sordurmayı) başararak, filmin bu zorlu görevi altından başarıyla kalkabilmesini sağlıyor. Platon’un ünlü mağara alegorisinde hayatının başından beri doğduğu mağaradan dışarı çıkmamış olduğu farz edilen “mahkumlar” mevcuttur. Ellerinden ve ayaklarından olan bu mahkumlar, mağarada yanan ateşin yarattığı yapay ışığın önünden geçen her şeyin mağara duvarına yansıyan gölgesiyle yetinmek zorunda kalırlar. Mahkumlar “gerçekleri” değil gölgeleri seyrettikleri için, şahit oldukları bu durumu mutlak gerçeklik zannederler. İşte “Matrix”in sorularından bir çoğu bu noktoda ortaya çıkar: Yaşadığımız “yer” neresidir? Algıladığımızı zannettiğimiz dünya gerçek midir? “Akıl hapishanesinin mahkumlarının”, “gerçeği” algılayabilmesi mümkünmüdür? Filmin felsefi temeli, sorular devam ettikçe birçok noktaya açılım yapar: Eğer gerçek zannettiğimiz her şey bir yalandan (rüyadan, halüsinasyondan, bilgisayar simülasyonundan vesaireden) ibaretse ortada bizi aldatan, bizimle dalga geçen ve tüm bunları bir gerçeklik gibi algılamamızı sağlayan bir “güç”ün varlığının ihtimali mi söz konusudur? İşte, bu aldatan tanrı (güç) ihtimalini Descartes “Kötücül Deha / Evil Genius” olarak tanımlıyor. “Kötücül Deha” Descartes’ın ünlü “Düşünüyorum, o halde varım!” önermesine ulaşırken geçtiği basamaklardan biridir. Neo, sorgulamayı reddederek kırmızı hapı seçseydi, varlığı hakkında düşünmeyecek ve bir bilgisayar simülasyonu içinde varolacaktı, (yani varolmayacaktı!) Kendine ait, yönlendirilmemiş bir hayatı olmayacaktı. Filmin dayandığı felsefi temeller bu kadarla da kalmayarak, Budizme ve Nihilizme doğru da birçok açılım yapıyor. Yoksa Matrix üzerine yazılar yazmış felsefeci Slavoj Zizek’in dediği gibi, herkesin kendi görmek istediğini gördüğü ve birçok çıkarım, benzetme yapmaktan kendini alıkoyamadığı bir mürekkep testi midir bu film? “Matrix”in tüm bu göndermeleri “tesadüfi” bir şekilde yaptığını düşünmediğim için, Neo’nun kendine sorduğu soruları size sormaya devam edeceğim... Filmin felsefe ile olan bağının dışında çok mitolojik hikaye ve masalla ilişkisi de mevcuttur. Lewis Carroll’un “Alice Harikalar Diyarında”sında ki küçük ve tüm dünyadan habersiz (dünya hakkında hiçbir şey bilmeyen) Alice gibi Neo’da “beyaz tavşanı” takip ettiği için düşer gayya kuyusuna! Alice, Harikalar Diyarında yaşadığı maceranın devam öyküsü olan “Aynanın İçinde” de bir aynanın öteki tarafına geçerek yeni maceralar yaşar (Kahin’i ziyaret eden Neo’nun arkasında kalan televizyon ekranında otoyolda karşıdan karşıya geçmekte olan bir sürü tavşan görünür). Neo’nun Matrix’in bir parçası olduğunun farkına vardığı anın, bir aynanın form değiştirmesiyle kendini gösterdiğini düşündüğümüzde, filmin sadece “harikalar diyarı” ile değil, “aynanın içinden” ile de bağı olduğunu görürüz.

    Filmin edebi göndermelerinden bir diğeri Trinity’nin Neo’yu –tersine çevrilmiş bir “Uyuyan Güzel” gibi- uyandırması sahnesinde mevcuttur. Sıra mitolojik ve dini göndermeleri saymaya geldiğinde ise liste daha da uzar. “The One” olan Neo (ki bu kelime aynı harflerden meydana gelmektedir) ile İsa Mesih arasındaki (Üstelik Neo’nun Matrix’teki adı Anderson’dır ve bu isim “son of man” anlamına gelmekte ve İsa’ya referans vermektedir) imgesel benzerlikler dikkati çeker. “Baba-oğul-kutsal ruh” üçlemesinin adı olan Trinity ve şeytanın adlarından biri olan Lucifer’den türetilmiş olan Cypher bu Hıristiyan imgelerini tamamlar (Ancak bu konudaki bir diğer yorum, Cypher’ın İsa’ya ihanet eden Judas olduğudur). Trinity, Neo ve Cypher arasındaki bağ sadece bu kadar da değildir. Trinity=3, Neo=1 anlamına gelirken, Cypher Latince’deki 0’ın karşılığıdır (ayrıca ajanlar da 3 kişidir). Filmde birkaç noktada karşılaştığımız kapı numaraları ya 101 ya da 303’tür. İnsanın aklına bu noktada peki ya 2 ne olacak demek geliyor? Muhtemelen bu soruya üçlemenin devam filmlerinde cevap bulacağız. Filmde geçen Nebuchadnezzar adlı gemi adını, İncil’de “Krallar Kitabı”nda geçen Babil İmparatorluğundan alır. Babil Kralı Nebukatnezar, İ.Ö. 597 yılında Yahudilerin başkenti Kudüs’ü ele geçirdiğinde halkın ileri gelenlerini Babil’e götürdü. 586 yılında kenti yıktı ve halkın çoğunu Babil’e sürdü. Yahudilerin orada kaldıkları bu 70 yıllık dönem “Babil Sürgünü” olarak bilinir. Matrix (Latince “rahim” anlamına gelir) ve Zion arasındaki ilişkinin bu hikayeye gönderme yapıyor olması kuvvetle muhtemeldir. Filmde vaat edilen topraklar gibi sunulan ve son gerçek insanların yaşadığı söylenen Zion, inançlı kişilerin yaşadığı yer anlamına gelir ve İncil’de Hz. Davut’un “Tanrı’nın Kalesi” olarak adlandırdığı şehirdir. Filmde isimler üzerinde oynanan oyunlar sadece anlamsal değildir. Örneğin Neo’nun Matrix içindeki adı olan aNdErsOn, soyadıyla birlikte yazıldığında bir başka harf oyununa daha sebep olur: thOmas aNdErson. Ayrıca “Thomas” ismi “Kuşkucu Thomas” ile de ilişkilendirilebilir, çünkü Neo’da tıpkı İncil’deki kuşkucu Thomas gibi (12 Havari’den biri olan Thomas, öldükten 3 gün sonra dirilen İsa’nın gerçek İsa olup olmadığından şüphe eder. Ancak İsa’nın yaralarını kontrol ettikten sonra inanır) gerçekte olup bitenleri anlayana kadar kafasında kuşkular taşımıştır. Filmde, kelimelerle yapılan bir başka oyun ise Neo’nun çalıştığı yerin adıyla ilişkilidir. Metacortex olan şirketin adı da Neo’nun adı gibi parçalara ayrılabiliyor. Meta-cort-ex, “büyük-mahkeme-eski”gibi bir anlamda mı kullanıldı (ki bu birazdan değineceğim mitolojik göndermelerden biri olan Olimpos dağı ile ilişkilendirilebilir) yoksa beynin bölümlerinden biri olan cortex ile mi, bu tam olarak belli değil. Ancak Neo’nun şirkette kendisini bulan ajanlardan kaçtığı sahnede arka planda bu sefer Meta Cortechs olarak görünen şirket adı kafa karıştırıyor. Bu durum ya Neo şirketten çıktığı anda, şirketin bütün “tanrısal özelliklerini yitireceğini, sıradan “teknolojik” bir yer haline geleceğini söylüyor ya da Wachowski kardeşler bir şeyi gözden kaçırdılar anlamına geliyor. Ben kendi adıma bunun bir hata olmadığına inanıyorum (hata bile olsa, bu kadar ayrıntılı bir çalışmanın “nazar boncuğu” olur herhalde yapılan). Yunan mitolojisinde uyku tanrısı anlamına gelen Morpheus, filmde de “uyku hali” gibi tasvir edilen (Trinity’nin Neo’yu uyuyan güzeli uyandırır gibi öpmesi de “uyku hali” gibi sunulduğunu destekler) simülasyonun denetleyicisi gibidir. Neo’yu bulmaktan sorumlu olan kişi odur. Thomas Anderson’un “The One” olduğundan emindir ve bu durumu onaylaması için Neo’yu Kahin’e (Oracle) götürür. Delphi’deki Apollon tapınağı kahinleri gibi bir sandalyede oturarak karşılar Kahin Neo’yu ve Delphi kahinlerinin yaptığı gibi tütsü dumanını içine çekmese de, bol miktarda sigara içmeden yapamaz. Filmdeki bir başka mitolojik öğe ise ajanlardır. Kader tanrıçaları / Fury’ler gibi 3 kişilerdir (tek farkları erkek olmalarıdır) ve sistemin gidiş hattını (bir anlamda kaderi) devam ettirmekten sorumludurlar. Hades (Yunan mitolojisindeki cehennem) gibi sunulan gerçek dünya ve dünyayı yönetenlerin bulunduğu Olympos gibi sunulan Metacortex’in (bilgisayar uzmanlarının çalıştığı bir şirket) varlığı da düşünüldüğünde filmde kullanılan mitolojik göndermelerin birbirine ne denli sıkı sıkıya bağlı olduğu daha da ortaya çıkıyor. İlk parçasını izlediğimiz üçlemenin devamını izleyebilmek için uykularımızın kaçtığı bugünlerde, birçoğumuzun aklına “acaba” ile başlayan sorular birikiyor. Üstelik devam filmleriyle ilgili ipuçları Matrix’in elindeki mitolojik göndermelerle yetinmeyeceğini ve sınırları giderek zorlayacağını işaret ediyor. Yani anlayacağınız, “Gerçeğin çölünde gideceğimiz daha çok yol var!”




  • THE MATRIX RELOADED
    (Uygar Şirin, Sinema Dergisi, Haziran 2003-06-19)
    Sizinle açık konuşacağım: Aslında bu film hakkında yazı yazmamak lazım. "Matrix Reloaded" hakkında bir şeyler yazmak, yarısında çıktığınız bir film hakkında yazmaktan farksız. Çünkü bu "bir" film değil, "yarım" film.Yaklaşık beş saatlik bir filmin ilk yarısı. Yalnız, on dakika ara bu kez altı ay sürecek.
    Her ne kadar altyazıda yılların alışkanlığıyla "devam edecek" yazıyorsa da, "The Matrix Reloaded" aslında "sonuçlanacak" ("to be concluded") notuyla bitiyor. Şimdilik herhangi bir sonuç çıkarmanın yersiz ve hatta imkansız olduğu anlaşılabilir bu laftan
    Şu anda tek yapabileceğimiz, "Matrix" in hangi temeller üzerinde şekillendiğini göz önüne alarak, "Matrix Reloaded" ve "Matrix Revolutions"dan oluşan bu dev filmin ilk yarısına bir göz atmak.
    "Matrix" de değişmeyen şey, filmin asıl meselesi. Yani, hakikat.
    İlk filmde Morpheus'un Neo'ya sorduğu "gerçek ne?" sorusu, "Matrix"
    in sabiti. Gerçekle gerçek olmayan arasındaki fark, gerçeğin ne olduğunun bilinip bilinemeyeceği, simülasyonların, rüyaların ve imgelerin ortasında gerçeğin ne tarafa düştüğü gibi sorular da peşi sıra geliyor. Belli ki bütün bunlar Matrix üçlemesinin omurgası.
    İlk film bu sorulara, karmaşık gibi görünen basit bir yanıt veriyordu. İkinci film ise, "durun bir dakika, o kadar da basit değil" diyor ve "Alice'in içine yuvarlandığı deliğin" ya da "gerçeğin çölü" nün ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Asıl karakterlerin yanına, Kahin'in Koruyucusu, Anahtarcı, Mimar, Bane, Persephone gibi yeni karakterler ekleyerek ve Matrix'in işleyeyişiyle ilgili yeni bilgiler aktararak, verdiği cevaplardan daha fazla soruya yol açıyor.
    Diğer yandan, "The Matrix Reloaded" ı tek kelimeyle anlatmak gerekse, "amaç" demek lazım. İlk film, insanın uyanması ve aydınlanması üzerineydi. İkinci film ise insanın amacı üzerine. İlk film, gözünü açıp gerçeği, hayatın asıl mekanizmasını ve onun içindeki yerini gören insanı anlatıyordu.İkinci film ise, o insanın amacını anlaması ve gerçekleştirmesi üzerine. Aşağı yukarı tüm karakterler bu konuda iki çift laf ediyor. Sonuçta bütün hikaye farklı kişilerin (veya farklı makinelerin) farklı amaçlarının çarpışması ve çakışmasıyla ilerliyor.
    "Amaç" kelimesine tıkladığımızda ise karşımıza "seçim" çıkıyor.Zira hayat her adımda insanın karşısına en az iki yol çıkarıp seçme sorumluluğuyla başbaşa bırakıyor ve insan, varması gereken yere yaptığı seçimlerle ulaşabiliyor. İlk filmde mavi hapla kırmızı hap, kendi hayatıyla Morpheus'un hayatı arasında tercih yapan Neo, yine iki çıkış kapısı olan odalarda kalıyor .
    Değişmeyen bir şey de, Neo'nun sürekli öğrenmesi.İlk filmin sonunda, Neo Matrix'in kodlarını çözüyor, aydınlanıyor ve gücünün farkına varıyordu. Şimdi Neo daha da güçlü. Üstelik nereden çıktığını ve ne amaca hizmet ettiğini henüz tam olarak anlamadığımız yeni güçler de elde ediyor. Bütün bunlara rağmen, hâlâ soruyor, öğreniyor, şaşırıyor, inanamıyor, yanılıyor. Bütün film boyunca Neo'nun en çok yaptığı şeylerden ikisi, bir şeyler sormak ve bir şeyler anlamak. Cümlelerin hatırı sayılır bir kısmı soru formunda, hatırı sayılır bir kısmı da anladığı şeyleri kendi kendine tekrar etmesinden ibaret. Tıpkı insanoğlu gibi. Hepimiz gibi. Neo'nun bu anlayan, öğrenen, şaşkın hali, ismindeki harflerin yer değiştirmesiyle oluşan "One" ın, "Seçilmiş kişi" anlamına geldiği gibi, "Herhangi Biri" anlamına da gelebileceğini düşündürtüyor.
    İlk filmin felsefi zemini, bakan herkesin kendi fikirlerini görmesini sağlayan bir ayna gibiydi. Bu film de yine Uzakdoğu inançlarına göndermeler, Hıristiyanlıkla ilgili alt metinler, mitolojik alıntılar ve felsefi tartışmalardan nasibini alıyor. Filmin belli bölmelerinde ilk filmin kurduğu Neo-İsa parelelliği öne çıkıyor, İsa'nın başına geldiği, Neo da "halkı" tarafından ilahlaştırılıyor. Hatta Neo, "beni kurtardın" , "şimdi de bizi kurtar" diyenlere, bizzat İsa'nın sözleriyle cevap veriyor.
    Her şeye rağmen, kısa yoldan şunu da söyleyelim: İkinci film ilki kadar güçlü değil. Bunun bir nedeni "biz bu filmi daha önce görmüştük" hissi, diğeri de senaryosu.
    "Matrix", her sahnesi, her anı, her sözcğü belli bir anlam taşıyan, son derece sağlam, istisnai bir senaryoya sahipti. Oysa şimdi ne işe yaradığı çok da belli olmayan yan karakterler, olduğu gibi kaldırıp atılsa filme zararı dokunmacak bir iki yan hikaye (örneğin, geminin operatörüyle karısı arasındaki "evini ihmal ediyorsun-ama işim çok önemli" itişmesi veya Morpheus-Niobe-Kaptan Lock üçgeni), kimi zaman fazlasıyla uzun, kimi zaman da fazlasıyla ekonomik diyaloglar, "The Matrix Reloaded"ın senaryosunu zedeliyor. (Tekrar etme pahasına: Bu, filmin henüz "yarısındaki" manzara.Üçüncü filmi izleyip resmin tamamını gördüğümüzde belki bu sözleri tekrar ederiz, belki de yalayıp yutmak zorunda kalırız.)
    İkinci film görsel açıdan da yer yer ilk filmin gölgesinde kalıyor. Gerçi "ilk film" deyip geçtiğimiz şey de, modern sinemanın köşe taşlarından biri. Wachowski Kardeşler yine de, sinemanın klasikleşmiş sahnelerine ve trüklerine yeni standartlar getirme huylarına burada da devam ediyorlar. Neo'nun Ajan Smith'(ler)le dövüştüğü sahnenin veya 15 dakika süren"araba takibi" (demeye dilim varmıyor) sahnesinin ardından, benzerlerini çekmek için iki kere düşünmek gerek. (Sonuçlanacak...)




  • Matrix ve Sokrates
    Filmde Neo insanlığı yapay zekanın habersiz oldukları köleliğinden kurtarma görevindedir. Sokrates de ona tanrı Apollon tarafından verilen bir görevdedir. Bu görev ona Delphi'deki kahin arkadaşı Chaerephon'a söyledikleri aracılığıyla verilmiştir. Görevi, eğer kabul ederse doğduğu kentin insanlarını Atinalı'ları uyandırmaktır. Mahşer yerini andıran bir dans kulübünün çukurunda Trinity neo'ya şunları fısıldar: Bizi harekete geçiren aynı sorudur. Soru: "Matrix nedir?" Sokrates tıpkı Neo gibi beyninin kıvrımlarına takılıp onu deli eden bir soruyla uğraşmaktadır: "İyi bir hayat nedir?" Soru sorma her iki kahramana da bela getirir. Sokrates kendini ateizm (tanrıtanımazlık) ve gençleri baştan çıkarmakla suçlandığı bir mahkemede bulur, cezası da zehir içerek ölümdür. Ajanlar tarafından kanun "kitaplarında yazan her türlü internet yasalarını" çiğnemekle suçlanır. Tıpkı Neo'da olduğu gibi Sokrates'in mükemmel serüveni bir kahinin sözleriyle başlamıştır. Kahin Morpheus'a Matrix'in kıskacını çözecek ve insanlığı hakikatle kurtaracak seçilmiş kişiyi bulacağını söyler. Böylelikle Neo'yu kablolardan kurtararak hatalı mı değil mi görmek için onu kahine götürür. Neo bu büyük olasılığa direnir ve kaderin bu şekilde önceden belirlenmiş olduğu fikrini reddeder. Ayrıca Morpheus'a kadere inanmadığını, hayatın kontrolünün kendisinde olduğunu düşünmeyi tercih ettiğini söyler. Sokrates'e baktığımızda Sokrates'in arkadaşı Chaerephon kahine giderek Sokrates'ten daha bilge birisinin olup olmadığını sormuş ve olmadığı cevabını almıştır. Bunun üzerine Sokrates bunun aksini iddia ederek bunu ispatlamak için dönemin bilge adamlarına ve politikacılarına yaklaşarak sorular sorar. Onların cehaletini gördükten sonra da hayal kırıklığına uğrar. Sonuç olarak Sokrates hemşehrilerine sorgulamayı, onlara kendi cehaletlerini göstermeyi, böylece onları uykudan uyandırmayı ve bilgi arayışına devam etmeyi kendine görev edinir.

    Hikayedeki kahinlerin evi birbirinden farklıdır. Mitolojiye göre Zeus dünyanın merkezini bulmak için bir kartalı doğudan, bir diğerini de batıdan olmak üzere gönderir ve bu kartallar Delphi üstünde karşılaşırlar. Böylece burası dünyanın merkezi veya göbeği olarak kabul edilir. Görkemli güzelliklere sahip Parnassus Dağı'nın yamaçlarında bir yer olan Delphi'de Apollon, Phytia ismiyle de bilinen bir kahin olan rahibeyle konuşur. Morpheus'ta Neo'yu belki dünyanın merkezine değil ama Matrix'in ta kalbine; kahinin belki Parnassus Dağı'nda değil ama şehrin kenar mahallesindeki evine götürür. Kendinden emin olmayan Neo Morpheus'a sorar: "Kahin neyi biliyor? Herşeyi mi?" Morpheus yanıtlar: "Ona sorsan yeterince bildiğini söyleyecektir" Neo hala şüpheli "Hşç yanılmıyor mu?" Morpheus soğukkanlı, paradoksal bir yanıtla onu yatıştırır: "Doğru ya da yanlış terimiyle düşünmemeye çalış, o bir rehber Neo, sana yolunu bulmanda yardım edebilir". Delphi'deki Apollon tapınağındaki kahin üç ayaklı sandalyesinde oturarak Apollon'un nefesini yani yerdeki bir çatlaktan çıkan buharı (muhtemelen etileni) içine çeker ve yardımcıları aracılığıyla kendine sorulan soruları yanıtlar. Yanıtlar anlaşılmaz bir dille olduğu için yine yardımcıları tarafından aktarılır. Sokrates kahinin ondan bilge kimse olmadığını söyleyen kahinin sözlerinin hatalı olduğunu kanıtlamak için uğraşır. Kahin ellisini geçmiş kadınlardan seçilen Phytia gibi, büyük annemsi, siyah bir kadındır, derki: "Beklediğin gibi değil ha?". Kentli kahin Delphi'deki meslektaşlarından farklı olarak onu arayanlarla yüzyüze görüşmektedir. Hernekadar o da üç ayaklı bir sandalyede oturuyor olsa da, mutlulukla fırınından gelen kurabiye buharını içine çeker, sigarasından dumanlar koparır ve anlaşılmaz kelimeler mırıldanır. Fakat sakın sizi yanıltmasına izin vermeyin; mesajı ne kadar açık olursa olsun amacında Phytia'lı rakibinden geri kalmaz. Tuhaf bir şekilde burada soruları soran kahindir:"Niçin burada olduğunu biliyor musun?", "Ne düşünüyorsun?" ve "O sen misin?" Neo yanıt verir, "Bilmiyorum". Sokrates hiçbirşey bilmediğini söylemeyi alışkanlık haline getirmişti, oysa Neo gerçekten bilmiyordu. Kahin mutfak kapısının üzerinde asılı levhayı işaret ederek Neo'ya orada ne yazıldığını bilip bilmediğini sorar. Latince, der, anlamı "Kendini bil". Bu bilgelik gerçektende kahinin kehanetini anlamlandırmanın anahtarıdır. Kenar mahalle kahini meselesini tamamlamak için, Delphi'de yazılı bir başka bilgeliğin de mutfakta sergilendiğini hatırlayalım: "Hiçbiryerde aşırılığa kaçma, bir kurabiye al" der kahin Neo'ya. Neo'da kahinin verdiği bu iki nasihat doğrultusunda insanları Matrix'in kıskacından kurtarmaya çalışacaktır. Tıpkı Sokrates'in insanları cahillik dünyasından uyandırmaya çalışması gibi.




  • İşte Matrix Reloaded ile ilgili tespit edilen ilginç hatalar:
    -Otoyol sahnesinde Trinity'nin kullandığı otomobilin plakası ''DA 2003'' iken bir anda ''DA 203'' oluyor.
    -Otoyoldaki kovalamaca sahnesinde polis arabalarının markası Chevrolet Caprices iken bir anda Chevrolet Impalas oluyor, sonraki sahnede yine Chevrolet Caprices'a dönüşüyor.
    -Neo ile Ajan Smith'in parkta konuştuğu sahnede Smith'in güneş gözlüğünde ilginç bir görüntü göze çarpıyor. İnanılması zor olsa da bir kameraman ve tripot üzerindeki kamerası...
    -Şehir elektriğinin kesildiği sahnede arabaların tepe lambaları da sönüyor. Elektrik kesintisi nedense bu arabaları da etkiliyor.
    -Otoyoldaki kovalamaca sahnesinde Ajan, Trinity'nin kullandığı arabaya çarpıyor ve sol dikiz aynası parçalanıyor. Ancak, sonraki sahnede Trinity son rampayı çıkarken görüyorsunuz ki ayna sapasağlam...
    -Morpheus'un filmin sonunda kader üzerine yaptığı konuşma sırasında güneş gözlüklerine bakanlar, bu etkileyici sahneden tat alamıyor.Çünkü bilge Morpheus'un güneş gözlüklerinde mikrofon ve kamera görülüyor. Bu, sahne boyunca da sürüyor, yani kaçırmak çok zor...
    -Neo'nun dövüş sahnesinde bir kılıçla yaraladığı adama dikkatle baktığınızda kılıç adamın koltuk altına yavaşça girip çıkıyor.
    -Yine, otoyoldaki kovalamaca sahnesi... Arabalar birbirine çarpıyor, birbirinin üzerine düşüyor, yan dönüyor. Bir de bakıyorsunuzki bu çarpmayı sağlayan bir kabin ve onu kullanan teknisyen...
    -Ajan Smith'lerin 100 tane olduğu sahnede kimileri Smith'e hiç benzemezken, bir kısmının saç modeli, bir kısmının kafalarının şekli farklı..
    -Morpheus'un İkizler'in önünü kestiği ve onların aracını devirdiği sahnede köprünün korkulukları havaya uçuyor. Sonraki sahnede ise korkuluklar sapasağlam görülüyor.
    -Hayatla ölüm arasında gidip geldiği sahnede bilincini kaybeden Trinity, gözlerini kapar. Ancak kamera Neo'ya döndüğünde güzel kahramanımızın gözlerini kırpıştırdığı görülür.
    -''Keymaker'' ile Trinty'nin kamyondan atladığı sahnede bir bakıyorsunuz ki ''Keymaker'' uzamış ve şişmanlamış.
    -Otoyol sahnesinde Trinity, ''Keymaker'' ile birlikte bir motosiklette giderken birkaç araba arkasında bir Volvo otomobil görülüyor. Ama, bir süre sonra bakılıyor ki o yoğun trafikte giden Volvo kaybolmuş.
    -Otoyoldaki kovalamaca sahnesinde Trinity ve Morpheus otomobilde giderlerken arabalarına defalarca kurşun isabet etmesine rağmen bir sonraki sahnede camlar sapasağlam görülüyor.
    -Ajan Smith, film boyunca güneş gözlügünden çektiğini Neo ve Morpheus'tan çekmiyor. Neo, Morpheus, ''Keymaker'' ve Ajan Smith'in birarada görüldüğü sahnede Smith'in gözlüklerinde boş bir koridor ve üç kişi görünüyor.




  • İşte Matrix Reloaded ile ilgili tespit edilen ilginç hatalar:
    -Otoyol sahnesinde Trinity'nin kullandığı otomobilin plakası ''DA 2003'' iken bir anda ''DA 203'' oluyor.
    -Otoyoldaki kovalamaca sahnesinde polis arabalarının markası Chevrolet Caprices iken bir anda Chevrolet Impalas oluyor, sonraki sahnede yine Chevrolet Caprices'a dönüşüyor.
    -Neo ile Ajan Smith'in parkta konuştuğu sahnede Smith'in güneş gözlüğünde ilginç bir görüntü göze çarpıyor. İnanılması zor olsa da bir kameraman ve tripot üzerindeki kamerası...
    -Şehir elektriğinin kesildiği sahnede arabaların tepe lambaları da sönüyor. Elektrik kesintisi nedense bu arabaları da etkiliyor.
    -Otoyoldaki kovalamaca sahnesinde Ajan, Trinity'nin kullandığı arabaya çarpıyor ve sol dikiz aynası parçalanıyor. Ancak, sonraki sahnede Trinity son rampayı çıkarken görüyorsunuz ki ayna sapasağlam...
    -Morpheus'un filmin sonunda kader üzerine yaptığı konuşma sırasında güneş gözlüklerine bakanlar, bu etkileyici sahneden tat alamıyor.Çünkü bilge Morpheus'un güneş gözlüklerinde mikrofon ve kamera görülüyor. Bu, sahne boyunca da sürüyor, yani kaçırmak çok zor...
    -Neo'nun dövüş sahnesinde bir kılıçla yaraladığı adama dikkatle baktığınızda kılıç adamın koltuk altına yavaşça girip çıkıyor.
    -Yine, otoyoldaki kovalamaca sahnesi... Arabalar birbirine çarpıyor, birbirinin üzerine düşüyor, yan dönüyor. Bir de bakıyorsunuzki bu çarpmayı sağlayan bir kabin ve onu kullanan teknisyen...
    -Ajan Smith'lerin 100 tane olduğu sahnede kimileri Smith'e hiç benzemezken, bir kısmının saç modeli, bir kısmının kafalarının şekli farklı..
    -Morpheus'un İkizler'in önünü kestiği ve onların aracını devirdiği sahnede köprünün korkulukları havaya uçuyor. Sonraki sahnede ise korkuluklar sapasağlam görülüyor.
    -Hayatla ölüm arasında gidip geldiği sahnede bilincini kaybeden Trinity, gözlerini kapar. Ancak kamera Neo'ya döndüğünde güzel kahramanımızın gözlerini kırpıştırdığı görülür.
    -''Keymaker'' ile Trinty'nin kamyondan atladığı sahnede bir bakıyorsunuz ki ''Keymaker'' uzamış ve şişmanlamış.
    -Otoyol sahnesinde Trinity, ''Keymaker'' ile birlikte bir motosiklette giderken birkaç araba arkasında bir Volvo otomobil görülüyor. Ama, bir süre sonra bakılıyor ki o yoğun trafikte giden Volvo kaybolmuş.
    -Otoyoldaki kovalamaca sahnesinde Trinity ve Morpheus otomobilde giderlerken arabalarına defalarca kurşun isabet etmesine rağmen bir sonraki sahnede camlar sapasağlam görülüyor.
    -Ajan Smith, film boyunca güneş gözlügünden çektiğini Neo ve Morpheus'tan çekmiyor. Neo, Morpheus, ''Keymaker'' ve Ajan Smith'in birarada görüldüğü sahnede Smith'in gözlüklerinde boş bir koridor ve üç kişi görünüyor.




  • Matrix - ana işletim sistemi
    Zion - ana sistemde çalışamayan fakat yeni bir matrix sistemi yaratabilecek ikinci işletim sistemi
    Neo - Kendini upgrade edebilen rastgele bir değişken olarak Oracle ve Architect yazılım tarafından geliştirilmiş , yazılımın çevrimi kırabilecek bozuk bit. Smith'den (Anti-virüs) aldığı koruyucu kod ile kendini geliştirmektedir.
    Trinity - Neo'nun amacına ulaşmasına yardım eden tamamlayıcı yazılım.
    Morpheus ve ekibi- Çevrimi sona erdirmeye çalışan, büyük bilgisayar için program toplayıcıları.
    Architect - Mainframe(Ana Bilgisayar) işletim sistemi
    Oracle - Çevrimin 5 tekrarının da parçası olmuş ve tüm değişkenleri görebilen yaşlı makro yazılımı
    Oracle'ın Koruyucusu , Seraph - Mainframe'in donanım kodu (doğrumu çevirdim bilmiyorum ingilizcesi hard kod) yazılımı
    Merovingian - Beta 5.0 sürümünde görevini tamamlayamayan eski Neo
    Merovingian'ın karısı - Eski Trinity kodu.
    İkizler ve Merovingian'ın korumaları - eski taban "black ice" koruyucu kodları.
    Ziondaki konsey Başkanı- Neo'ya kendini geliştirmesi süresince ana BİOS'a dokunmamasını tavsiye eden ana bilgisayarın danışmanı.
    Anahtarcı- Hadi canım sizde çok basit, basit bir anahtar üreticisi.
    Smith - kendini kopyalayan virüs- artık diğer sistemede girebilecek durumda- Neo'dan aldığı bozuk kod ile köklenmiş durumda.[ngt]




  • Mystique mesajlarından dolayı teşekkür ederiz, eline sağlık sağol.

    Yanlız kusura bakmassan benim anlamakta güçlük çektiğim son yaptığın tanımlar oldu zannedersem bu tanımları birileri matrix reloaded'tan sonra yapmıştı ama şimdi revolutions'tan sonra zannedersem bu tanımların gerçekçi olmadığı sonuçlarına vardı birçok kimse, benim sormak istediğim şu bu tanımları herhangi bir kaynağa dayanarak mı yapıyolar yoksa birileri wachowskilerden daha geniş hayal gücüne mi sahip ;)
  • Yukarıdaki tanımların birkısmına eywallah ama şunlar bir gerçek ki trinity, morpheus ve ekibinin gerçekten insan olduğunu revolutions'tan sonra ortaya çıktı zionunda bir program olmadığı gerçek dünyanın bir yerinde olduğunu açık seçik gördük ayrıca nerden çıkarttıklarını hala düşündüğüm merovingian'ın 5.neo olmadığını makinelerin dünyasıyla matrix arasında program kaçakçılığı yapan bir program olduğunu herkes biliyo (bu kanıya birçok kimse persophe ile neo'nun öpüşme sahnesinden varmış olabilir fakat onlara mimarın şu sözlerini hatırlatırım "sende öncekilerde olmayan bir özellik var "aşk"" ) ayrıca bu filmden sonra neo'nun da bir program olmayıp tam aksine ilahi bir güce sahip mesih olduğunu zannedersem bilmeyen kalmadı ;)
  • <blockquote id='quote'><font size='1' face='Verdana, Arial, Helvetica' id='quote'>quote:<hr height='1' noshade id='quote'><i>Originally posted by xander</i>
    <br />Mystique mesajlarından dolayı teşekkür ederiz, eline sağlık sağol.

    Yanlız kusura bakmassan benim anlamakta güçlük çektiğim son yaptığın tanımlar oldu zannedersem bu tanımları birileri matrix reloaded'tan sonra yapmıştı ama şimdi revolutions'tan sonra zannedersem bu tanımların gerçekçi olmadığı sonuçlarına vardı birçok kimse, benim sormak istediğim şu bu tanımları herhangi bir kaynağa dayanarak mı yapıyolar yoksa birileri wachowskilerden daha geniş hayal gücüne mi sahip ;)

    <hr height='1' noshade id='quote'></blockquote id='quote'></font id='quote'>
    Walla o tanimlarda diger yazilarla birlikteydi.Ben de anlamis degilim bu kadar ayrintili yorumlari bizim gibi sadece filmi izleyip mi yapiyorlar?Ama onlarin boyle yazilari yazmak icin yogun bi arastirma yaptiklari kesin...




  • Haklısın orası kesin ama bana sanki biraz daha fazla kendileri birşey katıyormuş gibi geliyo sanki biz biraz daha gördüklerimizden bahsediyoruz ;)
  • Ben de ilk günün ilk seansına gitmiştim,
    herşeye değerdi..
  • Boktandı... Birinci bölümün yanına yaklaşamaz... aynı rafa konulamaz...
  • Boktandı... Birinci bölümün yanına yaklaşamaz... aynı rafa konulamaz...
  • 
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.