Şimdi Ara

Tacizde tecavüzde kadın beyanı esastır ilkesi erkek düşmanı bir kanundur,kesinlikle kaldırılmalıdır (2. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
107
Cevap
2
Favori
9.412
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
151 oy
Öne Çıkar
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • dgo_cr7 kullanıcısına yanıt
    Tutuklu yargılanma da hapis değil mi 6 ay boyunca hapsolmuş olmuyor musun?

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Ceza hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığı aşikar zaten. Fakat kadına karşı işlenen suçlarda ülkenin profili ortadayken nereden tutsak elimizde kalır.

    Bahsettiğimiz mevzuyla bire bir aynı değil ama "Jagten" adlı bir film var tavsiye ederim.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Dostlar yasa bilmeden lütfen kulaktan doğma bilgilerle bir şeyler söylemeyin ortalığa.

    Kadının beyanı demek ; "davanın konusu" demek oluyor yasal olarak.

    Kadına karşı yapılan şiddet ve cinsel saldırının kanıtlanması gerekiyor. Keza bir sürü tecavüzcü dışarıda geziyor. Eğer her taciz hapis ile son bulsaydı ülkede adam kalmazdı. Sokağa çıkarsanız göreceksiniz "ülkemiz delikanlı erkeklerini" Hepsinin gözü fır dönüyor. Yeter ki bir bayan geçmesin oradan. Gözüyle şehvet olma durumu diyoruz biz bu işe. Ki kendimizi de kandırmayalım burada. Hemen hemen hepimiz alımlı bir bayan görünce muhakkak bir şehvet düşünüyoruz. Mini etekli , dar pantolonlu yada dekolteli.. Aksini iddia eden kişiye saygım var velhasıl inancım yok.

    Yılbaşı zamanları Taksim de binlerce kişi hapse tıkılırdı eğer öyle bir yasa olsaydı. Ki haklı sebepten hemde.

    Çevresinde böyle durumlar ile karşılaşmış kaç kişi var çok merak ettim Gerçi bir arkadaş "çevremde çokça görüyorum bu durumları , arkadaşlarımın başına geldi hep" yazmış ama bana inandırıcı gelmedi bu durum.




  • Hukuk öğrencisiyim, bu konu ile alakalı araştırma yapmıştım geçen yıl. Cinse taciz iftirası gerçekten yaygın bir suç ve kanunlarımız kağıt üstünde kadınlara karşı aşırı derecede pozitif ayrımcı bir tutum içerisinde. Nafaka olayı bu durumun suyunun çıktığı diğer bir konu.

    Kadınlara karşı neden bu kadar suç işleniyor derseniz uygulama konusunda ciddi hatalar ve ihmaller var fakat erkeklerin durumu hiçbir şekilde basına yansımıyor ve dile getirilmiyor. Cinsel taciz iftiraları, insanı bezdiren nafaka uygulamaları vb çok yaygın.

    Edit: Üstteki arkadaş yasa bilmeden vb yazmış. Normalde masumiyet karinesi sebebiyle sanık korunur fakat uygulamada susuzluğunu ispat etmeye çalışan bir ton dava gösterebilirim size. Hele şu OHAL döneminde neler neler oluyor insan hayret ediyor.

    Her zaman böyle oluyor demiyorum fakat bahsedilen konu tamamen düzmece değil ve haklılık payı var.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Bremond -- 13 Mart 2018; 15:32:24 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • çokça tecrübeler sonucunda mağdur kadının beyanı esas alınır diye genel olarak bir ilke getirilmiştir. burada özünde mağdurun ikinci kez mağduriyet yaşamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. bu ilke kafadan yanlış ya da tamamen doğru diye hüküm vermek yerine bu ihtiyacın neden doğduğunu düşünmeniz gerekir.
    cinsel suçların büyük çoğunluğunda mağdurun beyanı dışında tanık veya kamera -ses kaydı gibi delil bulunmaz. hal böyle olunca mağdurun beyanı esas alınır ve diğer delillere geçilir nedir bunlar mağdurda meydana gelen beyanlarıyla örtüşen fiziki deformasyonlar, mağdur ile şüphelinin varsa önceki ilişkileri ve ilişkilerine tanıklık yapacak diğer şahısların beyanları vs..
    yani sırf mağdur "bu bana böyle yaptı" dedi diye kimse ceza almaz.
    başka bir açıdan düşünecek olursak da mağdur tecavüze uğruyor herhangi bir tanık veya kayıt yok ortada. başvuruyor ve başvurusu kabul edilmiyor. ikinci kez bu defa hukuk eliyle mağdur ediliyor. yani ortayı bulacak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğundan dolayı tecrübeler ile bu sistem kabul edilmiştir. lütfen konuyu bilmeden yorum yazmış olmak için bilgi kirliliği yapmayalım.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: 16Kırmızı

    çokça tecrübeler sonucunda mağdur kadının beyanı esas alınır diye genel olarak bir ilke getirilmiştir. burada özünde mağdurun ikinci kez mağduriyet yaşamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. bu ilke kafadan yanlış ya da tamamen doğru diye hüküm vermek yerine bu ihtiyacın neden doğduğunu düşünmeniz gerekir.
    cinsel suçların büyük çoğunluğunda mağdurun beyanı dışında tanık veya kamera -ses kaydı gibi delil bulunmaz. hal böyle olunca mağdurun beyanı esas alınır ve diğer delillere geçilir nedir bunlar mağdurda meydana gelen beyanlarıyla örtüşen fiziki deformasyonlar, mağdur ile şüphelinin varsa önceki ilişkileri ve ilişkilerine tanıklık yapacak diğer şahısların beyanları vs..
    yani sırf mağdur "bu bana böyle yaptı" dedi diye kimse ceza almaz.
    başka bir açıdan düşünecek olursak da mağdur tecavüze uğruyor herhangi bir tanık veya kayıt yok ortada. başvuruyor ve başvurusu kabul edilmiyor. ikinci kez bu defa hukuk eliyle mağdur ediliyor. yani ortayı bulacak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğundan dolayı tecrübeler ile bu sistem kabul edilmiştir. lütfen konuyu bilmeden yorum yazmış olmak için bilgi kirliliği yapmayalım.

    Hukuki yollara başvurulması açısından isabetli fakat sanık kısmını da yargılamada mağdur eden bir uygulama. Günümüz şartları düşünülerek düzenlenmesi gerekiyor, mağdur olan kesim de esaslı mağduriyet yaşıyor. Sanık ne kadar aklansa bile işini, eşini, hayatını elinden kaçırıyor. Bu biraz toplumumuz kaynaklı bir sorun fakat cinse taciz iftirası suçlarının cezai yaptırımları artırılarak bir düzenlemeye gidilebilir.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Bremond


    quote:

    Orijinalden alıntı: 16Kırmızı

    çokça tecrübeler sonucunda mağdur kadının beyanı esas alınır diye genel olarak bir ilke getirilmiştir. burada özünde mağdurun ikinci kez mağduriyet yaşamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. bu ilke kafadan yanlış ya da tamamen doğru diye hüküm vermek yerine bu ihtiyacın neden doğduğunu düşünmeniz gerekir.
    cinsel suçların büyük çoğunluğunda mağdurun beyanı dışında tanık veya kamera -ses kaydı gibi delil bulunmaz. hal böyle olunca mağdurun beyanı esas alınır ve diğer delillere geçilir nedir bunlar mağdurda meydana gelen beyanlarıyla örtüşen fiziki deformasyonlar, mağdur ile şüphelinin varsa önceki ilişkileri ve ilişkilerine tanıklık yapacak diğer şahısların beyanları vs..
    yani sırf mağdur "bu bana böyle yaptı" dedi diye kimse ceza almaz.
    başka bir açıdan düşünecek olursak da mağdur tecavüze uğruyor herhangi bir tanık veya kayıt yok ortada. başvuruyor ve başvurusu kabul edilmiyor. ikinci kez bu defa hukuk eliyle mağdur ediliyor. yani ortayı bulacak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğundan dolayı tecrübeler ile bu sistem kabul edilmiştir. lütfen konuyu bilmeden yorum yazmış olmak için bilgi kirliliği yapmayalım.

    Hukuki yollara başvurulması açısından isabetli fakat sanık kısmını da yargılamada mağdur eden bir uygulama. Günümüz şartları düşünülerek düzenlenmesi gerekiyor, mağdur olan kesim de esaslı mağduriyet yaşıyor. Sanık ne kadar aklansa bile işini, eşini, hayatını elinden kaçırıyor. Bu biraz toplumumuz kaynaklı bir sorun fakat cinse taciz iftirası suçlarının cezai yaptırımları artırılarak bir düzenlemeye gidilebilir.

    Hocam sizi donanımlı ve bilinçli biri olarak gördüm. Şöyle söyleyeyim;
    yargılamaya geçilmeden ilk başta soruşturma yapılır. bu aşamada soruşturma gizlidir. yani şüpheli kişi aleyhinde deliller dosyadan başka bir kişiye verilmez açıklanmaz. avukatlara verilir. avukatın da bilgileri sızdırmama yükümlülüğü vardır. çokça medyaya yansımıştır ve haber yasağı gelir -bu eleştirilir ama işte şüphelinin lekelenmeme hakkı ihlal olmasın diyedir- bu aşamada dava açılmayıp takipsizlik kararı verilebilir veya delil yeterliyse dava açılır. o zaman gizlilik ortadan kalkar- şüphelinin yaşı küçükse gizlilik devam eder istisnası-
    dava açılınca yargılama başlar. bu aşamada bahsettiğiniz mağduriyet yaşanıyor olabilir. ama delil durumu dava açılmaya müsait ise şüpheli artık sanık sıfatını alır. sanık da kendini savunmak için kendi delillerini ortaya koyacaktır. şayet olayda -cinsel suçtan bahsediyorum- tanık veya kayıt yok ise mağdurun beyanı kendi tek delili olacaktır. mağdurun başka delili yoksa tek delili kendi beyanı ise işte ilke olarak mağdurun beyanına öncelik ver sanık da onu çürütmeye çalışsın. mağdur bu tek delili olan beyanından başka delil sunmaya muhtaç bırakma zaten cinsel olarak suistimal edildiğini söylüyor, tek delili de bu söylemi başka delil aramaya süründürme diye böyle bir ilke koyulmuş.

    bir ikinci şey ise lütfen cezalar artınca suç azalır gibi düşünceye itibar etmeyin. hukuk fakülteleri 3. sınıfta okutulur. herkes almaz ama seçmeli derstir krimnal psikoloji dersi. orada yapılan istatistiklerle karşılaştırmalar ve anket sonuçları vardır. keşke vaktim olsa da araştırıp buraya kopyalasam; cezalar arttıkça, işlediğinden bahisle yargı önüne çıkarılan kişi sayısında azalma olmadığı ancak daha az ceza alan daha çok beraat eden kişi sayısı olduğu tespit edilmiştir. bunu da şöyle açıklıyorlar; hakim vicdanı ile başbaşa kaldığı hüküm vereceği hallerde ceza çok olduğundan dolayı eli hüküm vermeye gitmiyor diyorlar.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: marselinyo

    Tecavüze uğrayan kadın, başka kimin beyanına bakacaklardı?

    kanıta bakacaklar, şahit beyanına bakacaklar, zanlı beyanına bakacaklar.
    her "tecavüz etti..." beyanı gerçek değildir. Tecavüze uğradıysa kanıtlanacak. Zanlının beyanına da bakacaklar.

    http://www.haberturk.com/gundem/haber/1524720-izmir-de-genc-kizdan-enistesine-tecavuz-iftirasi
    http://www.xn--szcgazetesi-rfb4f.com/haber/asayis/haksiz-yere-iftiraya-ugrayinca-intihar-etti/1069.html
    https://www.yeniasir.com.tr/gundem/2013/02/17/suclandi-intihar-etti-ama-masum-cikti




  • Bu kanun eskiden beri mi var yoksa khk ile falan mi cikti ? Bilgisi olan var mi bu konuda ?
  • Fatih211 kullanıcısına yanıt
    Hocam böyle bir kanun yok. Bu ilke yargıtay kararları ve Avrupa insan hakları mahkemesinin verdiği emsal kararlar ışığında mahkemelerce uygulanmakta. Yani ilke kararı.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: 16Kırmızı


    quote:

    Orijinalden alıntı: Bremond


    quote:

    Orijinalden alıntı: 16Kırmızı

    çokça tecrübeler sonucunda mağdur kadının beyanı esas alınır diye genel olarak bir ilke getirilmiştir. burada özünde mağdurun ikinci kez mağduriyet yaşamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. bu ilke kafadan yanlış ya da tamamen doğru diye hüküm vermek yerine bu ihtiyacın neden doğduğunu düşünmeniz gerekir.
    cinsel suçların büyük çoğunluğunda mağdurun beyanı dışında tanık veya kamera -ses kaydı gibi delil bulunmaz. hal böyle olunca mağdurun beyanı esas alınır ve diğer delillere geçilir nedir bunlar mağdurda meydana gelen beyanlarıyla örtüşen fiziki deformasyonlar, mağdur ile şüphelinin varsa önceki ilişkileri ve ilişkilerine tanıklık yapacak diğer şahısların beyanları vs..
    yani sırf mağdur "bu bana böyle yaptı" dedi diye kimse ceza almaz.
    başka bir açıdan düşünecek olursak da mağdur tecavüze uğruyor herhangi bir tanık veya kayıt yok ortada. başvuruyor ve başvurusu kabul edilmiyor. ikinci kez bu defa hukuk eliyle mağdur ediliyor. yani ortayı bulacak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğundan dolayı tecrübeler ile bu sistem kabul edilmiştir. lütfen konuyu bilmeden yorum yazmış olmak için bilgi kirliliği yapmayalım.

    Hukuki yollara başvurulması açısından isabetli fakat sanık kısmını da yargılamada mağdur eden bir uygulama. Günümüz şartları düşünülerek düzenlenmesi gerekiyor, mağdur olan kesim de esaslı mağduriyet yaşıyor. Sanık ne kadar aklansa bile işini, eşini, hayatını elinden kaçırıyor. Bu biraz toplumumuz kaynaklı bir sorun fakat cinse taciz iftirası suçlarının cezai yaptırımları artırılarak bir düzenlemeye gidilebilir.

    Hocam sizi donanımlı ve bilinçli biri olarak gördüm. Şöyle söyleyeyim;
    yargılamaya geçilmeden ilk başta soruşturma yapılır. bu aşamada soruşturma gizlidir. yani şüpheli kişi aleyhinde deliller dosyadan başka bir kişiye verilmez açıklanmaz. avukatlara verilir. avukatın da bilgileri sızdırmama yükümlülüğü vardır. çokça medyaya yansımıştır ve haber yasağı gelir -bu eleştirilir ama işte şüphelinin lekelenmeme hakkı ihlal olmasın diyedir- bu aşamada dava açılmayıp takipsizlik kararı verilebilir veya delil yeterliyse dava açılır. o zaman gizlilik ortadan kalkar- şüphelinin yaşı küçükse gizlilik devam eder istisnası-
    dava açılınca yargılama başlar. bu aşamada bahsettiğiniz mağduriyet yaşanıyor olabilir. ama delil durumu dava açılmaya müsait ise şüpheli artık sanık sıfatını alır. sanık da kendini savunmak için kendi delillerini ortaya koyacaktır. şayet olayda -cinsel suçtan bahsediyorum- tanık veya kayıt yok ise mağdurun beyanı kendi tek delili olacaktır. mağdurun başka delili yoksa tek delili kendi beyanı ise işte ilke olarak mağdurun beyanına öncelik ver sanık da onu çürütmeye çalışsın. mağdur bu tek delili olan beyanından başka delil sunmaya muhtaç bırakma zaten cinsel olarak suistimal edildiğini söylüyor, tek delili de bu söylemi başka delil aramaya süründürme diye böyle bir ilke koyulmuş.

    bir ikinci şey ise lütfen cezalar artınca suç azalır gibi düşünceye itibar etmeyin. hukuk fakülteleri 3. sınıfta okutulur. herkes almaz ama seçmeli derstir krimnal psikoloji dersi. orada yapılan istatistiklerle karşılaştırmalar ve anket sonuçları vardır. keşke vaktim olsa da araştırıp buraya kopyalasam; cezalar arttıkça, işlediğinden bahisle yargı önüne çıkarılan kişi sayısında azalma olmadığı ancak daha az ceza alan daha çok beraat eden kişi sayısı olduğu tespit edilmiştir. bunu da şöyle açıklıyorlar; hakim vicdanı ile başbaşa kaldığı hüküm vereceği hallerde ceza çok olduğundan dolayı eli hüküm vermeye gitmiyor diyorlar.


    Çok yetkin bir mesaj yazmışsınız

    Bilmiyorum aktif olarak çalışıyor musunuz; bir avukat tanıdığımız özellikle boşanma davalarında bu ilkenin çok suistimal edildiğini anlattı. Ha suistimal edenler de kadınların avukatları. Erkek tarafı Kadınla anlaşmaya çalışırken kadının avukatı araya bir taciz sıkıştırıyor, süreci mahvediyor diye çok ilginç örnekler anlattı.

    Suistimaller sistemi kilitliyor kısacası pozitif ayrımcılık olunca.

    Avukatlar da hiç hoşnut değil bu eşitsizlikten benim gördüğüm kadarıyla.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • 16Kırmızı kullanıcısına yanıt
    Aihm böyle saçma biseye neden olur vermiş anlaşılır gibi değil.



    Bizim ülkede daha da tehlikeli iftiraya kurban gidebilirsin derdini de kimseye anlatamazsın üstüne isguzarlar tarafından temiz de bir dayak yersin

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Fatih211 kullanıcısına yanıt
    Yukarıda uzunca anlattım. Ya onu okumadın ya da ısrarcısın. Hukuk matematik gibi değildir. Denkleme tarafları oturtup çıkan sonucu hüküm diye uygulayamazsın.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Muyendis95

    O soyledigi seyi telefona kaydetmeye calis, duyamadim falan deyip. Sonra onu mahkemeye sunarsin. Boyle yapilmali.

    Habersiz alınan ses kayıtları mahkemede delil olarak kullanılamıyor hocam.
  • Muyendis95 M kullanıcısına yanıt
    Hayır biriyle konuşurken gizlice ses kaydı almak bir suç ve mahkemeye delil olarak sunulamaz.
  • Mesela ben kız arkadaşımla ilişkiye girdim diyelim,sonra ayrıldım.Kız gidip adli tıp raporu alıp tecavüze uğradım derse geçmiş olsun.

    Nafaka olayı da ayrı bir konu ... Gece gece gene sinirlendim.

    Türkiyede maalesef hukuksal anlamda kadın erkekten üstün.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Muyendis95

    Arkadas aynisi babama oldu babam birini tehdit etti telefonda adam kaydetmis sikayet etti babam ceza almisti. Eger cok daha buyuk bir suc ihtimali varsa, o durum ihmal edilir. Bu dinlemeyi mit yapsa, mit suclu olurdu ama kisi hayatindan endise ediyorsa ses kaydedebilir savunma amacli. Belki kendisi de ufak bir ceza alir ozel hayat vs ama sonucta karsi taraf cok daha fazla ceza alir.

    Telefonla görüşmeler zaten kaydediliyor. Ayrıca ses kaydı almanıza gerek yok. Savcı gsm operatöründen konuşmaların ses kaydını isteyebilir delil toplarken.

    Yetkili kişiler dinleme yaparsa suçlu olmaz. Yetkisi olmayan biri yaparsa suç teşkil eder.

    Biriyle yüzyüze konuşurken gizlice ses kaydı alırsanız mahkemeye sunamazsınız. Delil olarak kabul edilmez.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi intotherain1 -- 14 Mart 2018; 1:47:10 >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: 16Kırmızı


    quote:

    Orijinalden alıntı: Bremond


    quote:

    Orijinalden alıntı: 16Kırmızı

    çokça tecrübeler sonucunda mağdur kadının beyanı esas alınır diye genel olarak bir ilke getirilmiştir. burada özünde mağdurun ikinci kez mağduriyet yaşamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. bu ilke kafadan yanlış ya da tamamen doğru diye hüküm vermek yerine bu ihtiyacın neden doğduğunu düşünmeniz gerekir.
    cinsel suçların büyük çoğunluğunda mağdurun beyanı dışında tanık veya kamera -ses kaydı gibi delil bulunmaz. hal böyle olunca mağdurun beyanı esas alınır ve diğer delillere geçilir nedir bunlar mağdurda meydana gelen beyanlarıyla örtüşen fiziki deformasyonlar, mağdur ile şüphelinin varsa önceki ilişkileri ve ilişkilerine tanıklık yapacak diğer şahısların beyanları vs..
    yani sırf mağdur "bu bana böyle yaptı" dedi diye kimse ceza almaz.
    başka bir açıdan düşünecek olursak da mağdur tecavüze uğruyor herhangi bir tanık veya kayıt yok ortada. başvuruyor ve başvurusu kabul edilmiyor. ikinci kez bu defa hukuk eliyle mağdur ediliyor. yani ortayı bulacak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğundan dolayı tecrübeler ile bu sistem kabul edilmiştir. lütfen konuyu bilmeden yorum yazmış olmak için bilgi kirliliği yapmayalım.

    Hukuki yollara başvurulması açısından isabetli fakat sanık kısmını da yargılamada mağdur eden bir uygulama. Günümüz şartları düşünülerek düzenlenmesi gerekiyor, mağdur olan kesim de esaslı mağduriyet yaşıyor. Sanık ne kadar aklansa bile işini, eşini, hayatını elinden kaçırıyor. Bu biraz toplumumuz kaynaklı bir sorun fakat cinse taciz iftirası suçlarının cezai yaptırımları artırılarak bir düzenlemeye gidilebilir.

    Hocam sizi donanımlı ve bilinçli biri olarak gördüm. Şöyle söyleyeyim;
    yargılamaya geçilmeden ilk başta soruşturma yapılır. bu aşamada soruşturma gizlidir. yani şüpheli kişi aleyhinde deliller dosyadan başka bir kişiye verilmez açıklanmaz. avukatlara verilir. avukatın da bilgileri sızdırmama yükümlülüğü vardır. çokça medyaya yansımıştır ve haber yasağı gelir -bu eleştirilir ama işte şüphelinin lekelenmeme hakkı ihlal olmasın diyedir- bu aşamada dava açılmayıp takipsizlik kararı verilebilir veya delil yeterliyse dava açılır. o zaman gizlilik ortadan kalkar- şüphelinin yaşı küçükse gizlilik devam eder istisnası-
    dava açılınca yargılama başlar. bu aşamada bahsettiğiniz mağduriyet yaşanıyor olabilir. ama delil durumu dava açılmaya müsait ise şüpheli artık sanık sıfatını alır. sanık da kendini savunmak için kendi delillerini ortaya koyacaktır. şayet olayda -cinsel suçtan bahsediyorum- tanık veya kayıt yok ise mağdurun beyanı kendi tek delili olacaktır. mağdurun başka delili yoksa tek delili kendi beyanı ise işte ilke olarak mağdurun beyanına öncelik ver sanık da onu çürütmeye çalışsın. mağdur bu tek delili olan beyanından başka delil sunmaya muhtaç bırakma zaten cinsel olarak suistimal edildiğini söylüyor, tek delili de bu söylemi başka delil aramaya süründürme diye böyle bir ilke koyulmuş.

    bir ikinci şey ise lütfen cezalar artınca suç azalır gibi düşünceye itibar etmeyin. hukuk fakülteleri 3. sınıfta okutulur. herkes almaz ama seçmeli derstir krimnal psikoloji dersi. orada yapılan istatistiklerle karşılaştırmalar ve anket sonuçları vardır. keşke vaktim olsa da araştırıp buraya kopyalasam; cezalar arttıkça, işlediğinden bahisle yargı önüne çıkarılan kişi sayısında azalma olmadığı ancak daha az ceza alan daha çok beraat eden kişi sayısı olduğu tespit edilmiştir. bunu da şöyle açıklıyorlar; hakim vicdanı ile başbaşa kaldığı hüküm vereceği hallerde ceza çok olduğundan dolayı eli hüküm vermeye gitmiyor diyorlar.


    Hocam yargılama aşamasındaki mağduriyetten bahsetmiştim, güzel parmak basmışsınız.



    Kriminoloji dersi aldım geçen yıl, bahsettiğiniz hususları okumuştum ben de fakat hatırlattığınız iyi oldu. Bu şekilde bir istatistiksel gerçek var fakat eğitim gibi uzun vadeli çözümler dışında ne gibi bir yöntem uygulamaya konulabilir pek fikrim yok açıkçası.



    Teşekkürler uzunca bir cevap yazdığınız için.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • Ergen ve aptallar sürüsü oldu bu forum.

    Allah'ın tecavüzcü barzolarına bakın.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • birilerine kötü birşey yapmadıkça böyle şeyler pek olası değil enderen olabilir tabikide

    pozitif ayrımcılık konusunda haklısınız
  • 
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.